En keyifli, huzurlu, sakin olduğum yer neresi diye düşündüm yazıya başlarken, inanın bulmam hiç zor olmadı.
Doğayla baş başa kaldığım yerler, özellikle de su kenarları. Kendi içsel yolculuğuma geçiş yaptığım büyülü yerler sanki.
Özgürlüğü, yaradanın ilahi nizamını, kudretini anladığım , işte mutluluk , huzur bu dediğim alanlar…
Sizin hayatınızda mutluluğun bir adresi ya da tarifi var mı?
‘‘Telif hakkı ihlali amaçlanmamıştır"
Çok ünlü bir resim vardır, eminim hepinizin bildiği; “mutluluğun resmi “ tablosu.
Nazım Hikmet’in ressam arkadaşı Abidin Dino’ya:
“Sen mutluluğun resmini çizebilir misin ? sorusu üzerine çizildiği söylenen ama gerçekte resimleriyle “dünyaya mutluluk saçan kadın“ diye bilinen, Dianna Dengel’e ait bir resim… Fakir ama mutlu insanların tek bir yatakta buluştuğu bir resim.
Bu tabloyu gördüğüm andan itibaren hissettiğim tek şey “ mutluluk, her ne olursa olsun bir seçim, hem de şartlara ve koşullara bağlı olmaksızın gerçekleşen bir seçim“
Siz hangi koşulları yaşıyorsunuz ve bunları yaşarken neyi seçiyorsunuz ?
Evimizin yakınlarındaki bir su parkını paylaşmak istiyorum, sizlerle
Küçük kızım Reyhan’la ne zaman parka gitsek, oradaki çocukları gözlemliyorum.
O güzel ruhları izlerken, annelerinin;
“Hadi artık gidelim “ diye seslendikleri çocukların;
“Hayıııııııııııırrrrrrr daha yeni geldik “ diye karşılık verirken ki, o doyamadıkları enerjiyi takip ediyorum.
İşte mutluluk bu olsa gerek, deyip mutlu olduğumuz zamanların nasıl su gibi akıp geçtiğini çocukların dünyasından izliyorum.
Bazı çağrışımlar geliyor, bilgi dağarcığımdan.Kimi bilim dünyasından, kimi tasavvuftan. Einstein‘ın zamanda görecelik teorisi, Mihaly‘ nin akış teorisi peş peşe yankılanıyor, zihin dünyamda….
Bir gün gazeteciler, Einsteine soruyorlar; zamanda görecelilik nedir? Bizim anlayabileceğimiz gibi basit düzeyde anlatabilir misiniz ?
Efsane bir cevap geliyor, kendisinden..
“Sevgilinizle geçirdiğiniz zamanı düşünün, onun yanında zaman hızla akar, zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Diğer taraftan makarna yaparken, elinizi kaynar suya sokun, zaman asırlar gibi ne kadar da yavaş akar.”
Bunları düşünürken ruhum, tasavvuf derslerinde okuduğum bir bakış açısını, kalbime getiriyor.
“Darlık zamanları uzundur, sanıldığı gibi sıkıntılı olduğundan uzun değildir. Ahretteki karşılığı itibari ile hayati neticeler verdiği için uzundur”
Sizce sonuçları güzel şeyler için sıkıntılar yaşanırken bunlara olan bakış açımız bizi rahatlatıp, mutluluk sağlar mı?
Pozitif psikolojinin kurucularından biri olarak kabul eden Mihaly, akış ve mutluluk bilimi teorisini ilk kez ortaya atan kişidir. Ona göre akış;
“insanların başka hiçbir şeyin önemi yokmuş gibi, bir faaliyete dahil olma durumdur. Deneyim o kadar zevklidir ki insanlar sırf bunu yapmış olmak için büyük bedeller ödeseler bile bunu yapmaya devam edeceklerdir.”
“Kontrol edilemeyen ama büyük haz veren bir durum “ olarak tanımlanmıştır, mutluluğu…
Özetle Flow teorisine göre akış, yaptığımız işi büyük bir tutkuyla %100 odaklanarak, kendimizi kaybettiğimiz zamanın nasıl geçtiğini anlayamadığımız bir durumdur.
Bir şef için yemek yaparken, bir yüzücü için yüzerken, anne için çocuğuyla oynarken … geçen zaman…. Herkese göre örnekleri çoğaltmak mümkün tabii ki
Akışta olmanın sırrı; zorlukların üstesinden gelmemizi sağlayan, ödeyeceğimiz bedele rağmen o olaya karşı duyulan arzu, tutku ve haz alma duyguları ..
Ve bununla birlikte zorluklarla becerilerimizin dengeli olması da önemli bir faktör bu teoriye göre …
Zorluklar karşısında bizim becerilerimiz yetersiz kalıyorsa, sıkışmış hissedebilir ya da tam bir tersi durumda ise olaylar basit gelir, sıkılabiliriz.
Ben tutkunun, mutluluktan ayrı kavramlar olduğuna inanıyorum. Daha öncede vurguladığım gibi, mutluluk başımıza ne gelirse gelsin, o anın içinde mutlu olma seçimini yapabilme kabiliyeti bence.
Bize acılarımızdan beslenmek öğretildiği için Türk toplum olarak mutluluğu seçme kabiliyetimiz, alışkanlığımız daha az. Hatırlarsınız yıllarca kader kurbanlarını izledik, Türk dizilerinde, filimlerinde..
Sizce, mutluluğu seçmek için bizi engelleyen nedir?
Geçen gün numeroloji seansımda, kendi- yeteneklerini keşfetmeye çalışan muazzam bir ruhla tanıştım, şükürler olsun. Seansın sonrasında ona;
-gelecekte kendini hangi işi yaparken görüyorsun?
-bu fotoğrafta oldugun kişi mutlu mu ?
-onun mutlu olduğunu nasıl anladın ?
gibi sorular sordum. Gözlerini kapattı ve:
“ onu hastalarını muayene ederken görüyorum, uzun ameliyatlara giriyor, ameliyatlardan çıkıyor, o kadar mutlu ki zamanın nasıl geçtiğini anlamadığı gibi insanlara yardım ettiği için çok gururlu“ dedi.
Siz neleri yaparken zamanı bu kadar anlamlı ve mutlu geçiriyorsunuz?
Son olarak günün niyeti;
Becerilerimizi -yeteneklerimizi hem kendimiz hem de bütünün hayrına katkı olacak şekilde kullanmaya,
Mutluluğumuza engel olan bilinçleri serbest bırakmaya,
Mutluluğu seçmemizi kolaylaştıracak bilinçleri hayatımıza davet etmeye,
Hayatımızda huzurun, dinginliğin yeniden inşa olmasına niyet ediyorum.
Sevgi ve ışıkla
Neslihan


Her yazınızı okuduktan, sizinle ve okuyan herkesle beraber niyet edip amin dediğimi hissediyorum. Bana bu farkındalığı yaşamaya vesile olduğunuz için Allah razı olsun