Anne…
Ana… İnsanlığın en eski, en derin hafızası…Bir ömrün konusu…Adanmışlığın hayat bulmuş hali…
Ve onu kutladığımız gün anneler günü…
Anneler Günü çoğu zaman çiçeklerle, hediyelerle geçer. Ama annelik, ne sadece bir günün konusudur. Ne de herkes için aynı şekilde yaşanır…
Evladını kaybetmiş olan…Doğurmamış olan… Hasret kalan….Evladına hem anne hem baba olan… hepimizin kalbi, annelik deyince hem farklı atar, hem de ortak bir noktada birleşir...
O da: Sevgi…
Bir kadının “anne” oluşu, sadece doğurmakla başlamaz.
Bazen bir şeyi korumakla…
Bazen bırakmakla…
Bazen de kimsenin görmediği yerde sabretmekle başlar.
Sevgili Dostum..
Bugün ben de bir annelik hikayesi paylaşmak istiyorum seninle…
Ve bu hikaye, bize sadece bugünün kadınlarından değil; içimizdeki annelerden,
tarihin içinden seslenen kadınlardan aktarılan kadim bir bilgelik…
Çünkü modern dünyada anneliğin, görünmeyen bir baskının altında olduğuna inanıyorum.
Sanki her anne aynı anda:
sabırlı, üretken, bilinçli, dengeli, şefkatli, güçlü ve hiç yorulmayan biri olmalı…
Ama gerçek hayat böyle değil. Ve hiçbir zaman da böyle olmamış.
Tarihe baktığımızda, karşımıza “mükemmel anneler” değil,
zor seçimler yapan, kırılan, yalnız kalan ama yine de devam eden kadınları görürüz.
İçimdeki Annelerden Bir Kaçı ve Onların İlhamları…
Hz. Havva — Başlangıcın Kadını
Hz. Havva, çoğu anlatıda “ilk hata” ile anılır.
Ama başka bir açıdan bakarsak o, aslında ilk başlangıçtır.
Yeryüzüne iniş…
Yeni bir hayat- düzen kurma…
Bilinmezliğe rağmen devam etme…
Her kadın hayatının bir döneminde “cennettinden iniş” yaşar.
Bir hayal biter, hatalar yapılır, bir düzen değişir, bir güven kırılır.
Ve tam orada Havva’nın mirası başlar:
Yeniden başlama gücü.
“Benim Havva’m” bize;
Kusursuzluğu değil, düştükten sonra devam etmeyi anlatır.
Hz. Meryem — Yalnızlığın İçindeki Teslimiyet
Hz. Meryem, en derin yalnızlıklardan, yargılanmalardan birini yaşadı.
Anlaşılmadan, açıklayamadan, tek başına…
Ama o hikaye bize şunu fısıldar:
Bazen en büyük mucizeler, en yalnız anlarda, kimsesizlikte doğar.
Bir kadın, kimse anlamazken de doğru bildiğini taşıyabilir.
Ve o taşıma hali, aslında içsel bir güçtür.
“Benim Meryem’im” bize;
En derin anneliğin, kimse görmezken devam edebilmek olduğunu anlatır..
Hz. Musa'nın annesi — Bırakmanın Cesareti
Bir anne için en zor şey nedir?
Tutmak mı… yoksa bırakmak mı?
Hz. Musa’nın annesi, en büyük güveni gösterdi:
Sevdiğini akışa bıraktı...Kontrol etmek yerine güvendi…
Bunun, anneliğin en zor ama en derin hali olduğunu iliklerime kadar hissediyorum…
Benim Musa’mın annesi bize;
Her şeyi kontrol edemeyeceğimizi, bazen en büyük anneliğin,
korumak değil… bırakabilmek olduğunu anlatır.
Hz. Amine — Süre Değil, İz Bırakmak
Hz. Amine’nin anneliği uzun sürmedi.
Ama süre değil, derin bir iz bıraktı.
Bir annenin değeri, ne kadar “uzun” yanında olduğu ile değil,
nasıl bir “iz” bıraktığıyla ölçülür.
Benim Amine’m bize;
“Yeterince yanında olamadım” yerine…
Küçük ama gerçek temasların, büyük etkiler bıraktığını anlatır.
Nancy Edison — Görülmeyeni Görmek
Thomas Edison okuldan “yetersiz” diye gönderildiğinde, annesi farklı bir şey gördü.
Ve Onu ve olduğu hediyeyi kabul etti.
Ve destekledi.
Belki de anneliğin en güçlü hali şudur:
Çocuğu, dünyanın gördüğü gibi değil, olabileceği haliyle görebilmek.
Benim Nancy’m bize;
Anneliğin, çocuğu düzeltmek değil; onu görebilmek olduğunu anlatır.
Ve Toprak Ana…
Her şeyi kabul eden…
İyi olanı da, dağılmış olanı da…
Zamanında açmış olanı da, erken kopmuş olanı da…
Hiçbir şeyi geri çevirmez.
Hiçbir şeyi “daha iyi olmalıydın” diye yargılamaz.
Ve belki de bu yüzden güzel kokar.
Çünkü içinde, sevdiğim her şey vardır.
Geçmişim… kayıplarım… hatıralarım…
Ve bir zamanlar benimle olan her şey…
Hepsini tutar.
Hepsine yer açar.
Bu yüzden ona “ana” denir.
Belki de anneler günü…
Sadece anneleri kutlamak değil. İçimizdeki o sesi hatırlamaktır;
“Buradayım. Sen, şahane bir hediyesin….Her halinle değerlisin.”
Yargılamayan… Acele ettirmeyen… Küçümsemeyen…O şefkatli ses..
Bugün O sese, kendi içindeki anneye- annelere yaklaşabilir misin?
Belki de en derin şifa, oradan başlar.
Sevgi ve Işıkla
Neslihan


Ahh ne güzel farkındalıklar... Teşekkür ederiz sadrınıza dökülen bu inci tanesi gibi satırları bizlerle paylaştığınız için!..