Saçlarıma beyazlar düştü, sevgili dostum. Yeni aldığım yaştan mı, olgunlaşma sürecinden mi bilmez, gümüşler indi saçlarıma.
Beyazları sevmeyenlerden misin bilmiyorum ama sakın yanlış anlaşılmasın, beyazlarımdan mutluyum, hatta heyecanla karşılıyorum. Bu enerjiden galiba son haftalarda daha da arttılar.
Her bir beyaza baktıkça içimde yaşadığım yılların neşesini hissediyorum. Daha evvel söyleseler, gümüşlerimden haz duyacağıma belki de inanmazdım, demek ki yine ve yeniden içimde bir şeyler dönüşmüş, şükürler olsun.
Yılların ilerlemesini, inişleri-çıkışları dönüşmleri düşünürken mevsimlere benzetiyorum, hayatlarımızı…
Dün sıcaktan kavrulurken bir anda gelen yağmuru hatırlıyorum. Şu an yazımı yazdığım bahçemin karlarla kaplı anları geliyor, hatırıma.
Bir biri arkasına gelen çağrışımları yazmak istiyorum hemen. Fakat beynimin hızını, yazma hızım durduruyor.
Kalbim yazmak istediklerimin heyecanıyla, parmaklarımın daha hızlı yazmasını istiyor. Fakat nafile…
Hızlıca Not alıyorum hemen;
Bu da geçer ya Hu
Karanlık tünel
Olumsuz otomatik düşünceler
Gelin çok sevdiğim bir hikayeyle devam edelim. Osmanlı imparatoru Sultan 2.Mahmut ve bir Derviş arasında geçen muazzam bir hikaye…
2. Mahmud kendisi için özel bir yüzük tasarlanmasını ister. Öyle bir yüzük ki bu; umutsuz olduğunda içinde umudu yeşertsin, mutlu olduğunda ise kendisine rehavete kapılmaması gerektiğini hatırlatsın.
Günler geçer, hiç kimse böyle bir yüzük yapamaz. Sultanın yaverleri bilge Derviş’ten yardım isterler. Derviş, Sultan’a oldukça sade ve içinde “BU DA GEÇER YA HU” yazan bir yüzük hazırlatır.
Sultan sırra erince yüzünü bir tebessüm kaplar ve aradığını bulduğu için kalben mutmain olur.
Bu da geçer ya hu
Allah’ın kullarından Şakir ve derviş arasında geçen rivayette, Derviş’imiz uzun bir yolculuğa çıkar ve yorulunca bir köyde durur. Köylülere, ona yardım edebilecek, yemek ve barınacak yer verebilecek birileri var mı diye sorar.
Köylüler Derviş’i o beldenin zenginlerinden Şakir’in çiftliğine gönderirler. Derviş çiftliğe vardığında çok güzel karşılanır, günlerce misafir edilir, Şakir’e kaldığı tüm günler için teşekkür ederken “sahip olduğun tüm zenginlikler için şükret” der.
Şakir: “Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen gerçeğin kendisi değildir, bu da geçer’’ der. Derviş Şakir’in çiftliğinden ayrılırken bu sözü uzun uzun düşünse de bir anlam veremez.
Üzerinden yıllar geçer, Derviş’in yolu yine bu köye düşer ve hemen eski dostu Şakir’i sorar. Köylüler Şakir’in zenginliğinin kalmadığını, artık fakir düştüğünü uzun uzun anlatırlar. Derviş bu duruma çok üzülür, inanması zor olsa da Şakir, eskiden ağası olduğu çiftliklerin çalışanıdır artık.
Derviş, Şakir’i yaşlanmış eski püskü kıyafetler içinde bulur ve ona ne kadar üzgün olduğunu söyler ve Şakir;
Unutma,‘‘bu da geçer’’ der.
Derviş bu sözü duyduğunda yine çok şaşırır. Şakir’in bütün malı mülkü yok olmuş ve acınılacak haldedir. Bu nasıl geçebilir? diye düşünür.
Yıllar geçer, çiftlik sahibi ölür ve malını en sadık hizmetkarı ve eski dostu Şakir’e bırakır. Şakir yine bölgenin en zengin insanıdır.
Derviş eski dostunu tekrar zengin ve iyi durumda gördüğüne sevinir, fakat Şakir’in tavrı aynıdır ‘‘Bu da Geçer Ya Hu ’’
Birkaç yıl sonra Derviş, Şakir’in hayatta olmadığını öğrenir. Ve mezarını ziyaret etmek ister. Köyün en güzel tepesinde olan Şakir’in mezarına geldiğinde, mezar taşında şu yazılıdır: ‘‘Bu da Geçer Ya Hu’’. Derviş, “ölümün nesi geçecek?” diye düşünür ve gider.
Ertesi yıl Şakir’in mezarını ziyaret etmek için geri döner; ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş, tepeyi önüne katmış, Şakir’den geriye bir iz dahi kalmamıştır…
O gün hakikati anlar
“Bu da geçer ya Hu “
Sevgili Dostum, sen de unutma
Ne tasan kalıcı, ne de mutluluğun, Ne hastalığın kalıcı ne de sıhhatin
Ne gençliğin kalıcı ne de güzelliğin, Ne kederin kalıcı, ne de…
Sonuçta bu da geçer ya Hu
Hepimiz mevsimler gibiyiz, sürekli değişen bir hayat döngüsünde; yağmurlu, güneşli karlı hepsini yaşayıp duruyoruz.
Sahiplenme, misafir ol hayatta
Sahip olduğunu sandığın her şey geçici bir emanet aslında
Derdini büyük sanıp altında kalma, umudunu koru.
Neslihan söylemesi kolay diyenlerinizi duyar gibiyim, çok güzel iki tekniği paylaşlaşmak isterim. Kolaylıkla olsun…
Karanlık Tünelden Geçmek
Zor zamanlar karanlık tünellere dipsiz kuyulara benzer sanki içinden hiç çıkamayacağız, yanılgısına kapılırız, o anlarda umutsuzlukta eklenirse daha da enerjimiz düşer. Olan gücümüzü de kaybederiz. Bu teknik enerjinizi yükseltecek gücünüzü hatırlamanıza yardımcı olacaktır.
Gözlerinizi kapatın ve kendinizi karanlık bir tünelde görün. Baktığınız yerden belki tünelin çıkışı bile yok.
Tam da bu anda geçmişte yaşadığınız zor bir döneminizi hatırlayın ve o dönemlerinizi de karanlık bir tünel gibi imgeleyin.
Şimdiki haliniz o tünelin çıkışını biliyor, geçmişteki halinizse orada sıkıştı kaldı.
O’na rehberlik yapmak ister misiniz?
Cevabınız evetse; Onun elini tutup yol gösterin
İhtiyacı olan umudu siz ona götürün, bilginizle.
Tünelden nasıl geçtiğinizi adım adım anlatın
Ve tünelin sonundaki aydınlığı ona gösterin
Birlikte o tünelden çıkın.
Geriye dönüp birlikte bakın o yolculuk size neler kazandırdı, kim oldunuz? Hediyelerinizi birlikte kucaklayın.
Şimdiki tüneliniz de tıpkı geçmişteki gibi geçecek, hem de hediyeleriyle
Sadece adım adım sabırla ilerleyin.
Tünelin ucundaki ışığı görmeye çalışın
“ Bu da geçer ya Hu”
Olumsuz Otomatik Düşünceler
Adı üstünde otomatik, biz bir şey yapmasak da kendiliğinden peş peşe gelen düşünceler. Bizi karamsarlık denizinde yüzmeye iten
“Şöyle olursa, böyle olurlar…”
Size de tanıdık geliyor mu?
Yazıma başlarken kalbime gelenleri ellerim hızlıca yazsa ama nafile demiştim. Gelin bu tekniği olumsuz düşünceleriniz birbiri ardına geldiğinde de yapalım, düşüncelerinizin hızını yazarak yavaşlatalım.
Yazmaya başladığınızda, yazma hızınız düşünme hızdan daha yavaş olacağı için o vesvese yaratan iç sesleriniz daha fazla üreyemez ve sizi esir alamaz.
Sonra yazdıklarınıza dönüp baktığınızda pek çoğunun belki de sadece bir kuruntudan ibaret olduğunu görebilirsiniz.
Eğer yazdıklarınız içinde gerçeklerde varsa bunlara ilişkin eylem basamakları geliştirebilirsiniz.
Yine “bu da geçer ya Hu”
Günün niyeti;
Sevgiyle geleni anlamaya, idrak etmeye sürecini hakkıyla tamamlamaya, aktif sabırla ve teslimiyetle gücümde odaklanmaya niyet ediyorum.
Sevgi ve Işıkla
Neslihan


