Sevgili dostum Nesli Şifaya hoşgeldin, hoşluklarla geldin…
Birkaç haftadır buluşamadık seninle bu satırlarda…
Arayan, soran, bekleyen, dua eden tüm yol arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler…
Galiba yaşam rüzgarlarında biraz üşüdüm, biraz yoruldum… Arkasından bahanelerime tutundum… Yazamadım…
Rüzgarlar ilhamıyla geldi… Umarım görevini bitirdi …Dönüştürdü… Büyüttü… Ve gitti…
Şimdi yeniden, yeni bir nefesle yola koyulma vakti…İlhamları anlatma vakti…
Bütünsel İyi Oluş Nedir? (Holistik Wellness)
Son zamanlarda kendimi yargıladığım, suçladığım, hatta acımasızca eleştirdiğim zamanlar oldu.
Geçmişte çok daha zor günlerden geçmiş olan Neslihan’a bakınca, bugünkü sorunlarım aslında o kadar da büyük görünmüyordu. Ama yorgundum…
Önce geleneksel yaklaşımlarla düşündüm.. Hasta değildim, aç- açıkta değildim, eşim çocuklarım ailem dostlarım da sağlıklıydı… Tüm bunlar iyi olamam yeterli değil miydi!
Diğer taraftan enerjim yoktu…İsteğim yoktu…
Beni huzur frekansından düşüren neydi?
Gerçekten şikâyet ettiğim şeyler miydi mesele? Yoksa gözden kaçırdığım başka bir şeyler mi vardı?
Yaşam kalitesini yükseltmek isteyen herkes gibi ben de bir arayışa başladım..
Belki de cevap, çalıştığım dostlarıma her gün söylediğim şeylerdi ama o an, gözümün önündeki cevabı kendim için henüz görememiştim.
Zorlansam da yargılamadan kendimi gözlemlemeye başladım…
Ruh halimi etkileyen olayları, insanları fark ettikçe içimde iyi oluş halini aydınlatan bir kavram belirginleşti: Bütünsellik.
Bu felsefeye göre; İnsan; beden, zihin, ruh, ilişkiler ve çevresiyle bir bütündür ve bu alanlardan birinde yaşanan dengesizlik, diğer alanları da etkiler.
Belki de mesele hasta olmak değil, bütünü kaybetmekti.
Şifa, kendimizi zorlayarak kusursuz hale getirmek değil; hangi parçamızın desteğe ihtiyaç duyduğunu fark edip ona şefkatle yaklaşabilmektir.
Ne zaman bütüncül bakış açısını düşünsem aklıma “Karanlıktaki Fil” hikâyesi gelir.
Bir grup insan karanlık bir odaya alınır. Odada bir fil vardır ama karanlık nedeniyle kimse onu göremez.
Birisi filin hortumuna dokunur: “Bu canlı bir yılana benziyor.” der …
Bir başkası ayağına dokunur: “Hayır, büyük bir sütun gibi.” der…
Bir diğeri kulağını hisseder: “İkiniz de yanılıyorsunuz, bu bir yelpaze.” der..
Herkes dokunduğu parçaya göre haklıdır ama hiçbiri filin tamamını görememektedir.
Mevlâna ise der ki: “Eğer ellerinde bir ışık olsaydı, ihtilaf ortadan kalkardı, avuç bütün fili birden kavrayamaz.”
Acaba ben de iyi olma halimde filin sadece bir parçasına bakıyor olabilir miydim?
Dürüstçe söyleyebilirim ki bazen;
Ruhumu beslerken bedenimi ihmal ettim.
Zihnimi geliştirirken yolculuktan keyif almak yerine başarıya odaklandım.
Maneviyatı güçlendirirken dünyadan uzaklaştım.
Ya da reel sandığım dünya telaşında teslimiyeti kaybettim.
Oysa bütünsel iyi oluş, filin tamamını görebilmekti…
Hayat Kalitesini Artırmak İçin Bütünsel İyi Oluşun 8 Boyutu
Beden, zihin, duygu, ruh, ilişkiler ve yaşam amacı.… Hepsi, aynı bütünün parçalarıdır. Ve Literatürde bütünsel iyi oluş sekiz temel boyutta ele alınır.
Hangi alanda desteğe ihtiyaç duyduğunu fark etmek bile dönüşümün başlangıcı olabilir…
1. Zihinsel ve Duygusal İyi Oluş: Duyguları tanıma, kabul etme ve onlarla sağlıklı yollarla başa çıkma becerisidir.
2. Fiziksel İyi Oluş: Vücudumuza ihtiyaç duyduğu bakımı vermek, onun sesini duymaktır.
3. Ruhsal (Spiritüel) İyi Oluş: Kendinden daha büyük bir şeye ait hissetme ve içsel huzuru bulma arayışıdır.
4. Sosyal İyi Oluş: Çevremizle sağlıklı, destekleyici ve derin bağlar kurabilme yeteneğidir.
5. Entelektüel İyi Oluş: Zihnimizi sürekli diri tutmak, yeni beceriler öğrenmek ve yaratıcılığı beslemektir.
6. Mesleki İyi Oluş: Yaptığımız işten kişisel bir tatmin duymak, yeteneklerimizi, potansiyelimizi sergileyebilmek ve en önemlisi iş-özel hayat dengesini kurabilmektir.
7. Çevresel İyi Oluş: Yaşadığınız çevrenin en küçük parçasından en büyük parçasına kadar uyum içinde olmaktır.
8. Finansal İyi Oluş: Para ile sağlıklı bir ilişki kurabilmek ve geleceğe dair temel güven hissine sahip olmaktır.
Para her şeyi satın almaz deriz. Doğrudur. Ama finansal belirsizlik, zihnin huzurunu çalabilir.
Sonuç olarak; bugün savaşlar, küresel ısınma, ekonomik belirsizlikler, küresel krizler… ya da yapay zeka -AI işlerimiz için tehdit oluştururken, “çocuklarımız için nasıl bir gelecek bırakıyoruz!” endişesi hepimizin bütünsel iyi oluşunu etkiliyor olabilir.
Aman Dikkat!
Bütünsel iyi oluş yolculuğunda “ya hep ya hiç” kuralı geçerli değildir.
Bu kısmı önemsiyorum… Çünkü;
Mükemmeliyetçilik arkasına saklanıp erteleyenler,
Her şeyi ben çözüyorum yanılgısıyla kibre kapılanlar,
Her şeyi aynı anda değiştirmeye çalışanlar… tüm bunlar ters tepebilir ya da yeni bir stres kaynağı yaratabilir.
“Belki de huzur, her şeyi kontrol edebilmekte değil; neyin bizim sorumluluğumuz, neyin ise Rabbimizin takdiri olduğunu ayırt edebilmektedir.”
Peki Nereden Başlamalı?
Mevcut Durum Analizi Yapmak
Hayatın içinde bazı şeyler bizim etki alanımızdadır; bazı şeyler ise bizim irademizin dışında gerçekleşir. Hikmet belki de ikisini ayırt edebilmektedir.
“Bizim çabamızla değişebilir alanlar….” Burası sorumluluk alanımızdır. Burada bazen bir bilinç değişikliği bazen de bir aksiyon almak gerekebilir…
Bilgi edinmek…Yardım istemek…Sınırlar koyabilmek…Eski inanışları değiştirmek…gibi
Üzülerek söyleyebilirim ki fiziksel iyi oluşta ben sınıfta kaldım..
Düzensiz uyku, yoğun çalışma temposu ve düşük vitamin değerleriyle yüksek enerji beklemek ne kadar gerçekçiydi?
Ya “elimden gelmeyenler alanlar” varsa; ölümler, imtihanlar, bir başkasının değişmesi gibi… Tüm bunlar bizim kontrolümüzde değildir.
İşte burada kabul ve sabır devreye girer. Sabır bazen pasif bir bekleyiş gibi anlaşılır ama Allah’a güven, O’na dayanmak ve O’na yakınlıktan güç almaktır….
Bu nedenle Tasavvufta sabır; acının içinde yönünü kaybetmeden yürümeye devam edebilmek olarak tanımlanır.
Gayret bizden… Netice Allah’tan…
Küçük Adımlarla Başlamak
Unutmayalım; zihin büyük değişikliklerden kaçar, direnç gösterir. Bebek adımları ise yıl sonunda büyük dönüşümler yaratabilir...
Farkındalık Geliştirmek ve Şükür
Attığımız her bir adımın diğer alanları nasıl etkilediğini gözlemleyebilir, irademizi kullandığımız için kendimize ve bunu nasip eden yüce Allah’a teşekkür edebiliriz…
Son olarak sevgili dostum; Bütünsel iyi oluş bir varış noktası değil, yaşam boyu süren dengede kalma yeteneğini geliştirdiğimiz bir yolculuktur..
İnsan kırılabilir.
Yorulabilir.
Dengesini kaybedebilir.
Ve yeniden denge kurabilir.
Bize düşen ise “Olanda hayır vardır” deyip yola devam etmektir…
Sevgi ve Işıkla
Neslihan


Olanda hayir vardir..
Vesselam