Sevgili dostum,
Nesli Şifaya, şifamıza hoşgeldin…
Son zamanlarda içimi ferahlatacak mesajlar arıyorum.
Kutsal kitaplardan, bilgelerden, psikolojiden, hayattan…ChatGPT ile konuşurken bile buluyorum kendimi…
Hepsinde aynı şeyin izini sürüyorum: Belirsizlikler karşısında insan nasıl yürür?
Bunları düşünürken valiz hazırlayan kızlarımı izliyorum…
İnsanın bilmediği bir yere doğru yola çıkmasının, sadece bavul hazırlamakla ilgili olmadığını iliklerime kadar hissediyorum.
Zihnim hemen sorular üretmeye başlıyor:
Nasıl olacak? Ne ile karşılaşacağız?
Ve tam burada kendimde tanıdık bir tarafı fark ediyorum: Her şeyi önceden bilmek isteyen tarafımı.
Çünkü bazen yol görünmüyor. Nereye varacağımızı bilmiyoruz. Ne zaman düzeleceğini bilmiyoruz. Attığımız adımın bizi nereye götüreceğini bilmiyoruz.
Belki hayatın sırrı burada, bilemiyorum…
Bildiğim bir şey varsa o da; belirsizliğe tahammül etmekte zorlanan bir tarafımız var.
Çünkü Onu kontrol edemiyoruz...
Yol Görünmemesine Rağmen Yürümek
Hayatı iç içe açılan Matruşka’lara benzetiyorum. Zamanı geldiğinde açılıyor…
Ama merak ediyoruz; Sonra ne olacak? Ya beklediğim gibi olmazsa?
Zihnimiz sorularına cevap bulamadıkça daha fazla düşünmeye başlıyor. Daha fazla düşündükçe de harekete geçmek zorlaşıyor. Kilitlenebiliyoruz…
Belki o an ihtiyacımız olan şey çok düşünmek değil, küçük bir hareket.
Çünkü motivasyon her zaman hareketten önce gelmiyor. Bazen önce adım atıyoruz. Sonra yeni bir bilgi geliyor. Belki biraz daha inanıyoruz, güveniyoruz.
Sonra başka adımlar atıyoruz derken kapasitemiz artmış…
Belki de güven, yola çıkmadan önce sahip olduğumuz bir duygu değil; yolda geliştirdiğimiz bir kapasite.
İlham Verici Muhteşem Kadınlar; Üç Peygamber Annesi ve Üç Devasa Ders
Geçmiş dönemlerde yaşamış ilham verici kadınların özellikle de annelerin süreçlerini araştırırken yalnız olmadığımı, ilk olmadığımı görüyor, onların deneyimlerinden güç buluyorum…
Edison’un annesinden, Marie Curie ye pek çok ismi okuyorum. Hepsinin ortak özellikleri bambaşka yaşanmışlıklarla beni iyileştiriyor.
Tüm bunları anlatmayı çok isterdim ama şimdi seninle içlerinden insanlık tarihindeki en önemli insanların, peygamber annelerinin ilhamları paylaşmak istiyorum.
Bu deneyimlerin hiçbiri “her şeyi biliyordu ve korkmuyordu” hikâyesi değil.
Tam tersine…
Onlar da benim gibi senin gibi bilmedikleri bir geleceğin içindeler…
Ama hareket ettiler.
1- Hz Hacer: “Aramaya Devam Eden Kadın”
İslam inancında Hz İbrahim büyük bir imtihana tabii tutulur, eşi Hacer ve oğlu İsmail’i çöle bırakır…
Hayal edilebilir mi bilemiyorum ama;
Bir anne. Çöl. Su yok. Çocuğu yanında. Ne olacağını bilmiyor…
Ama oturup kalmıyor.
Telaşlı belki ama aynı zamanda Rabbi’sinden emin bir şekilde oğlunu bir yere bırakıp harekete geçiyor…
Su arıyor.
Safa ile Merve tepeleri arasında gidip geliyor.
Bir kere değil. Tekrar tekrar. Ümitsizliğe düşmeden…
Cevap onun aradığı yerden değil oğlunun ayağını vurduğu yerden mucize ile geliyor.
Onun hikâyesinden bugüne bana aktarılan çok güçlü bir mesaj var:
Aramaya devam et. Seçimlerini sisteme göster. Gayret et. Ama mucizen illa senin beklediğin şekilde gelmeyebilir…
2- Hz Musa’nın Annesi: Emaneti Sahibine Bırakan Kadın
Hz Musa ve annesi…
Ve Firavun’un gördüğü rüya üzerine erkek çocukları öldürme emri…
Kur’an’da Allah ona;
“Onu emzir, başına bir şey gelmesinden endişe ettiğinde onu nehre bırak. Korkup kaygılanma; biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden yapacağız’ diye ilham ettik.” bildiriyor. (Kasas Suresi, 7)
Bir anne için ne zor bir teslimiyet düşünmek bile kolay değil…
Hz Musa Nil nehrinde küçük bir sepetin içinde…
Ve Nil’ e bırakılan küçük bebeği izleyen ablası…
Buradan çıkarılabilecek elbette ki çok dazla ders olabilir şu an baktığım yerden benim için önemli bir ayrım var: “Emzir ve endişe etttiğinde bırak”
Yani yapabildiğini yap, kontrol alanının dışına çıkan kısmı bırak..
Zihin: “Ya şöyle olursa?” “Acaba ne olacak?” diyerek sonucu yönetmeye çalışırken,
Belki bize düşen;
“Ben kendi payıma düşeni yaptıktan sonra sonuç ne olursa olsun onu karşılaşabilecek gücüm olduğuna güvenmek.”
3-Hz Meryem: “Yapabileceğin Şeyi Yap”
Hz Meryem…
Doğum sancıları içinde, yalnız ve çaresiz hissettiği bir anda ona hurma ağacını silkelemesi söyleniyor.
Ağacı onun yerine kimse silkelemiyor.
Yapabileceği küçük de olsa o şeyi kendisinin yapması gerekiyor.
Belki hayat da bazen bizden bundan fazlasını istemiyor. Bütün problemi çözmemizi değil. Bütün geleceği bilmemizi değil.
Sadece bugün yapabileceğimiz küçücük şeyi yapmamızı.
Bazen küçük bir hareket, zihnin içinde dönüp duran koca bir belirsizlikten çıkartıp iyileştirici olabiliyor.
Belki hayat böyle bir şey...
Çocukluğumda, “Her şey güzel olacak” diye düşünürdüm. Koşulları yerine getirirsem güzellileriyle gelen hayat…Ve güvende olmak
Ama kimse bunu bize her zaman garanti etmiyor.
O halde güven her şeyin güzel olmasından başka bir şey olabilir mi?
Belki de güven;
“Yanlış bir karar verirsem yeniden karar verebilirim.”
“Bir kapı kapanırsa başka bir kapıyı açılabilir.”
“Planım değişirse yeniden plan yapabilirim.”
“Korkarsam durup nefes alabilirim. “ diyebilmektir…
Yani güven,
“Her şeyin nasıl olacağını, ne şekilde geleceğini bilmeden de yürüyebileceğimi bilmek. Bir sonraki adımı atabilecek kadar kendine ve hayata alan açmaktır.”
Yürüdükçe oluşan bir yol...
Bugün ailecek bilmediğimiz bir hayata adım atıyoruz. Hepimiz başka ülkelerde devam edeceğiz..
Ve kendime hatırlatacağım üç şey; korkabilirsin, emin olmayabilirsin, motivasyonun olmayabilir. Ama tüm bunlara rağmen;
Hacer gibi güvenle bırak, elinden gelen çabayı göster.
Musa’nın annesi gibi kontrol edemediğini bırak.
Meryem gibi yapabileceğin küçücük şeyi yap.
Gerisini… Yolda öğreneceğiz.
Sevgi ve Işıkla
Neslihan


Yüreğine sağlık💕
Tek nefeste okudum, sonra derin bir nefes aldım. Kalemine ve yüreğine sağlık 💕