Sevgili dostum bu haftanın yazısı iki perspektifle kalbime doğdu, ikisinden de vazgeçemedim, kalbe geldiği şekliyle seninle paylaşmak istedim.
Doğruyu- Hakikati Allah bilir. Hata varsa sözlerimde nefsimdendir. Umuyorum ki ilhamım hepimize şifayla gelsin..
Özdeşlikten Uyanış: Kur’an Kıssaları
Özdeşlik, yaşanan bir hâlin “ben” sanılması halidir;
Bir duygu geldiğinde, yaşamdaki roller içinde, bir güç geldiğinde her seferinde “Ben buyum” deriz.
Düşünceler gelir, “Hakikat bu” deriz.
Problem, hâlin gelmesi değil, onunla aramızdaki mesafenin kaybolmasıdır.
Kur’an kıssalarında insanın inşasına baktığımızda ise; olayları değil, iç hâli, yanılsamayı ve benlik hatasını bize gösterir.
Yani kıssalar, özdeşliğin sahnesidir adeta..
Kur’an Kıssalarında Geçen Birkaç Özdeşlik
1. Hz Âdem’in Hikâyesi (Zan ile Özdeşlik)
Hz Âdem ve eşi, kendilerine emanet edilen bahçede yaşarken bir fısıltı gelir; yasak olan şey onlara daha iyi, daha kalıcı bir hâl gibi gösterilir.
“Bu ağaçtan yerseniz melek olursunuz…” (A‘raf 20) Bu düşünceye kapıldıklarında ve bir an için onunla özdeşleşirler.
Ardından yaptıklarının farkına varırlar, suçu dışarıya atmak yerine ve “Rabbimiz, biz kendimize zulmettik” (A‘raf 23) diyerek Allah’a yönelirler.
Hz Âdem’in kıssası, insanın yanılabileceğini ama fark ediş ve sorumlulukla yeniden yol bulabileceğini anlatır.
2. İblis’in Hikâyesi (Kibirle Özdeşlik)
Şeytan kıyas yaptığında:
“Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten, onu çamurdan yarattın.”A‘raf 12
Bu sadece anlık bir düşünce değildir. Kibir benlik olur. Durmaz. Geri çekilmez. Israr eder. Ayrışma yoktur, ve düşüş kalıcıdır.
“Oradan çık! Sen kovuldun.” A‘raf 13
3. Firavun’un Hikâyesi (Güçle Özdeşlik)
Tahtı vardı. İnsanlar önünde eğiliyordu. Bir noktada dedi ki:
“Ben sizin en yüce Rabbinizim.” Nâzi‘ât 24
Rol, hakikat sanıldı. Güç, benlik oldu. Güç gidince, benlik de dağıldı.
“Allah onu ibretlik bir azapla yakaladı.” Nâzi‘ât 25
4. Karun’un Hikâyesi (Sahip Olmakla Özdeşlik)
Malı çoktu. Çok zengindi.
Ama dedi ki: “Bu bana, bendeki bir bilgi sayesinde verildi.” Kasas 78
Emaneti unuttu. Sahip olduklarını kendisi sandı. Toprak, yanılgıyı örttü. Hatırlatıcı bir kayıp oldu.
“Biz onu da, sarayını da yere batırdık. Kasas 81
5. Yusuf’un Kardeşleri (Duyguyla Özdeşlik)
Bir duygu yükseldi: kıskançlık. Bir plan kurdular:
“Yusuf’u öldürün ya da bir yere atın.” Yusuf 9
Durmadılar. Duygunun akıp gitmesine izin vermek yerine, duyguyla hareket ettiler. Fark ediş geç geldi.
Yıllar sonra: “Gerçekten biz hatalıymışız.” Yusuf 91
6. Musa’nın Anı (Anlık Hâl ile Özdeşlik)
Bir haksızlık gördü. Öfke yükseldi. Bir an vurdu. Adam öldü.
Hemen durdu: “Bu, şeytanın işidir… Rabbim, ben hatalı davrandım.” Kasas 15–16
İşte bu cümle, özdeşlikten ayrışma anıdır.
7. Yunus’un Hikâyesi (Haklılıkla Özdeşlik)
Haklı olduğunu düşündü. Ve beldesinden gitti.
“Öfkelenerek çekip gitmişti.” Enbiya 87
Karanlıkta kaldı. Yalnız kaldı. Teslimiyet, kapıyı açtı.
Sonra dedi ki: “Senden başka ilah yok. Ben gerçekten zalimlerden oldum.” Enbiya 87
Ve Hakikat
“Nefsini arındıran (nefsinden ayrışan) kurtulmuştur.” Şems 9
Çünkü: Hâl gelir, Özdeşlik olur. Ya fark ediş gelir. Ya da ısrar..
Kur’an kıssaları tam olarak bu eşiği bize gösterir.
“Şimdi burada sen kim olmayı seçiyorsun.” Bu yaşadığın şey sen misin, yoksa senden geçen bir hâl mi?”
Çalışma: “Hâl mi Ben mi?”
Bu çalışma, gün içinde özdeşliği fark etmek içindir. Bu bir düzeltme çalışması değil. Bu, fark etme çalışmasıdır. Fark edilen şey zaten yumuşar.
Dur
Gün içinde güçlü bir duygu geldiğinde (öfke, korku, kırgınlık, heves):
Bir an dur. Hiçbir şey yapma.
Adını Koy
İçinden sadece şunu söyle: “Şu an bende bir ___ hâli var.”
Ayrıştır- Nefese Dön
Sorunun sende açtığı boşluğu hisset.
3 nefes al–ver.
Nefesle birlikte şunu fısılda: “Ben bu hâl değilim.”
Seçim
Şimdi sor:
“Bu hâlden mi hareket edeceğim, yoksa buradan başka bir seçim mümkün mü?”
Günün Niyeti
Hakikate şahitlik edebilmeye,
Yanılsamadan uyanmaya,
Fark ettiğim yerde durabilmeye,
Israr ettiğim yerde yumuşayabilmeye, niyet ediyorum.
Sevgi ve Işıkla
Neslihan

