Arabacı ve Atlar — Plato’nun Phaedrus adlı eserinden…
Bir arabacı, gökyüzünde ilerleyen bir arabayı sürer. Arabayı çeken iki at vardır.
Biri beyazdır; sakin, uyumlu ve dengelidir. Diğeri siyahtır; güçlü, aceleci ve kontrolsüzdür.
Beyaz at yukarı gitmek ister. Siyah at aşağı çeker.
Arabacı ikisini aynı yöne götürmeye çalışır. Ama atlar farklı yönlere çekildikçe yol zorlaşır.
Ne kadar çabalarsa çabalasın, içte uyum yoksa araba sarsılır.
Arabacı Kim?
Sevgili Dostum; atalar ve arabacı yazı dizimizin 3. bölümüne hoşgeldin…
Atlarımızdan sonra sıra baş rol oyuncumuzu tanıtmaya geldi. O da; “Arabacı”
Peki kim bu arabacı…
Arabacıyı birden fazla kelime ile tanımlayabiliriz fakat kısaca; “farkındalık, bilinçli öz ve içsel rehberliğin birleştiği yerdir” diyebiliriz…
Yani Arabacı ne sadece zihindir… ne de sadece beden…
Zihin düşünür, planlar, yorumlar.
Beden hisseder, tepki verir, ister ya da kaçar.
Ama arabacı, ikisini de fark edebilen o sessiz merkezdir.
“Ben düşüncelerim değilim.”
“Ben duygularım değilim.”
diyebilen yer…
Fakat arabacı sadece izleyen değildir. Aynı zamanda yön verendir.
Atlar çekişir:
Biri hızlanmak ister, diğeri durmak…
Biri yukarı çeker, diğeri aşağı…
Ama dizgini ne zaman sıkacağını, ne zaman gevşeteceğini, ne zaman bekleyeceğini
ve hatta yön değiştireceğini belirleyen arabacıdır.
Yani o,
tepki veren değil, seçim yapan taraftır.
Bir katman daha derine indiğimizde, arabacı sadece kontrol eden de değildir. Yolu bilen taraftır.
Zihin hesap yapar, beden dürtüler getirir…
Ama “hangi yol bana iyi gelir” hissi, çoğu zaman daha sessiz bir yerden gelir.
İç ses…
Sezgi…
Kalbin bilgeliği…
Bu haliyle arabacı, nereye gideceğini hatırlayan taraftır.
Ve daha da derinde…
Arabacıya ruh da diyebiliriz.
Ama burada ince bir noktayıda paylaşmak istiyorum: Arabacı çoğu zaman uykudadır.
Aslında dizginleri tutan bir taraf vardır, ama çoğu zaman atlar kontrolü ele alır.
Zihin kendi bildiğine gider, beden kendi yönüne çeker…
Ve insan, bu iki güç arasında savrulur.
Ama arabacı uyandığında…
Atlar değişmez belki.
Zihin yine konuşur, beden yine hisseder.
Ama artık biri vardır ki: fark eder, seçer ve yön verir.
Belki de mesele, atları susturmak değildir. Arabacıyı uyandırmaktır.
Şimdi gelin, bunları sadece “fikir”de bırakmayıp hayata indirelim…
Arabacıyı uyandırmak dediğimiz şey aslında çok küçük ama düzenli farkındalık anlarıyla olur.
Aşağıya günlük hayata kolayca ekleyebileceğin pratikler bırakıyorum:
1. Mini duraklar (Gün içinde 3 kez)
Telefonuna hatırlatıcı bile kurabilirsin.
Kendine sadece şunu sor:
Şu an zihnim ne söylüyor?
Bedenimde ne hissediyorum?
Hiçbir şeyi değiştirmeye çalışma.
Sadece fark et.
Bu, arabacının “uyanma” anıdır.
2. “Şu an gerçekten neye ihtiyacım var?” sorusu
Kararsız kaldığında ya da sıkıştığında: “Şu an en doğru olan ne?” sorusu yerine,
Dur ve şunu sor: “Şu an gerçekten neye ihtiyacım var?”
Çünkü zihin “doğruyu” arar, ama içsel rehberlik çoğu zaman “ihtiyacı” söyler.
3. Rol Değiştirme Anı
Zor bir durumda kendine şunu sor:
“Şu an at mıyım, arabacı mı?”
Eğer kendini savrulurken yakalarsan:
Bil ki o an at’tasın.
Sonra küçük bir hareket yap:
Dik otur
Nefes al
Gözlerini bir noktaya sabitle
Bedeni değiştir → rol değişir.
4. Ters El Deneyi
Gün içinde küçük bir şeyi (kapı açmak, diş fırçalamak)
diğer elinle yap.
O an otomatik pilot kırılır.
Zihin şaşırır, beden duraksar.
Bu boşlukta farkındalık doğar.
5. Duyguyu Haritalamak
Bir duygu geldiğinde onu “hikâye” olarak değil, “yer” olarak gör:
Nerede? (göğüs, mide, boğaz)
Nasıl? (sıkışma, sıcaklık, ağırlık)
Hikâyeden çık → bedene gel.
Arabacı, hikâyelerde kaybolmaz.
6. Mikro Seçim Egzersizi
Gün içinde çok küçük seçimleri fark et:
Sağdan mı yürüyeyim soldan mı?
Mesaja şimdi mi döneyim 10 dk sonra mı?
Kahveyi hızlı mı içeyim yavaş mı?
Bunları bilinçli seç. Ve kendine izin ver…
Büyük değişimler, küçük seçim kasıyla başlar.
7. “Dur ve Bak” Objeleri
Günlük hayatta bir nesneyi tetikleyici - hatırlatıcı olarak seç:
Kapı kolu
Telefon ekranı
Ayna
Her gördüğünde:
1 saniye dur → nefes al → fark et
Bu nesne = arabacıyı çağıran zil gibi olur.
8. Tek Cümlelik Günlük
Günün sonunda sadece şunu yaz:
“Bugün arabacı ne zaman uyandı?”
Uzun yazmana gerek yok. Bir an yeter.
Günün Niyeti
Bugün içimde olanı bastırmadan fark etmeye,
Değiştirmeye çalışmadan önce anlamaya,
Kendimi zorlamak yerine kendime eşlik etmeye,
Her düşünceye inanmadan, sadece olanı izlemeye,
Acele etmeden, kendi ritmimde kalmaya,
Savrulduğum yerde durup yönümü hatırlamaya,
Ve içimdeki arabacıya alan açmaya niyet ediyorum…
Sevgi ve Işıkla
Neslihan

