Bilge Kadının Taşı ve Seyyah
Eski zamanlarda bilge bir kadın, kendisi gibi bir seyyahla karşılaşmış.
Seyyah konuşma sırasında, karnının aç olduğunu söylemiş, bunun üzerine bilge kadın torbasını çıkarmış ve yemeğini onunla paylaşmış. Aç seyyah, bilge kadının torbasında olan değerli bir taşı görmüş ve taşı çok beğendiğini söyleyip onu kendisine vermesini istemiş. Bilge kadın hiç tereddüt etmeden taşı ona vermiş.
Seyyah buna çok sevinip, bilge kadının yanından ayrılmış. Taş, o kadar değerli bir taşmış ki ömür boyu ona yetebilirmiş.
Aradan yıllar geçmiş, seyyah bu bilge kadını yeniden bulmak istemiş, ve uzun uğraşların sonunda bilge kadını bulmuş.
Seyyah, bilge kadına;
“Senden bu taşı değil, bundan daha değerli bir şeyi istiyorum. Bana onu verebilir misin?” demiş.
Bilge kadın, seyyahın kendisinden ne istediğini sorunca, seyyah;
“Bu taşı bana vermeni sağlayan şeyi” demiş.
Erdemler, İnsan Olmada Ustalaşma Yolculuğumuz
Doğuştan gelen ve hayat içinde yaşadığımız durumlarla edindiğimiz değerlerin, becerilerin hepsine erdemler denirken, bu erdemlere sahip Kamil insan olma hali ise bin yapraklı Lotus çiceği ile temsil edilir.
Nefesle birlikte gelen can,
Canımızın içinde olduğu beden,
Bedenimizi çevreleyen zaman ve mekan,
Zaman ve mekanın geçerli adresi evren,
Evrende hayatta kalmak için geliştirdiğimiz beceriler ve öğrendiğimiz erdemler, hepsi domino taşları gibi birbirine bağlılar.
Kimi bakış açılarına göre erdemler ruhumuzun zaten bildiği ama unuttuğu, dünyada yaşadıklarıyla hatırladığı değerlerdir, ister hatırlamak olsun isterse öğrenmek tecrübelerle gelen kaçamadığımız erdemler yolculuğundayız.
Hepimiz eşit doğduk, yalnız erdemlerimizle birbirimizden ayrılırız.
Latin atasözü
Erdemler deyince aklıma, madenler ve meyveler gelir.
Madenler Değerli ve saklıdır. Toprağın kilometrelerce altında yüzlerce yılda dönüşerek oluşan hazinlerdir. Ulaşmak kolay değildir. Önümüzde blokajlar vardır. Bilgi, emek, araç, gereç, özen ister, fakat bir o kadar da kıymetlidir.
Sanki keşfedilmeyi beklerler.
Meyveler ise en çekici en güzel halleriyle görünürdür. Mevsimi geldiğinde oluşur. Ve içindeki vitaminlerle bağışıklığımızı güçlendirir. Meyveli bir bitkinin oluş gayesidir, meyve vermek.
Hayatımızın her aşaması, her anı öğretilerle gelir, mesajını almak isteyenlere.
Kimi meyveler gibi görünür,
Kimi madenler gibi derinlerde.
Kimi Celal’le gelir, hediyelerini arkasından görürüz.
Kimi Cemal’ le gelir, hediyenin ta kendisidir.
Tüm insanların ruhları ölümsüzdür, ancak erdemli olanlarınki hem ölümsüz hem de ilahidir.
Sokrates
Evrensel Yasalar, Erdemler ve Blokajları
Sevgili dostum,
Gelin bugün erdemlerin madene benzeyen ve görmekte zorlanabileceğimiz kısmını anlamaya çalışalım.
Gelin Madeni, Toprak blokajını, Dönüşüm metaforunu gerçek hayata, içinde bulunduğumuz sistemin yasalarıyla bütünleştirelim .
Evrensel yasalar, şuurla hareket eden hepimizi kapsar ve onlarla uyumlu olmak ruhumuzun tekâmülüne ulaşmasını sağlar.
1-Yaşam Yasası
Bu yasayı deneyimleyen dünya turizmin sevgili yolcuları, önümüzde yaşamın tam tersi olan bir depresyon blokajı bize engel gibi görünsede;
“Kabul, güzellik, inanç, ilgi, sevgi, sabır, saf niyet, minnettarlık, hoş görü ve merak…” gibi erdemleri bize öğretir ki yaşamı deneyimleyelim.
2- Duygu Yasası
Yolculuktaki en renkli en çeşitli ikram, duygularımız galiba…
Korku, hayal kırıklığı, kızgınlık, sevgi gibi çok geniş bir yelpazede üzerimizi örter, toprağımız olur.
Ve bize Tutku, tevazu, sevgi, sabır, niyet gibi erdemleri öğreterek bu yasayı deneyimletir.
3- Denge Yasası
Tüm yasalar birbiriyle bağlantılıdır ve yasalar içinde de hayatta olduğu gibi denge vardır.
Eleştiri, egoizm, ümitsizlik, kibir.. blokajları geçilirken,
Öğrendiğimiz cesaret, esneklik, tolerans, anlama, teslimiyet ve bilgelikle …bu yasayı idrak ederiz.
4- Eylem Yasası
Aldığımız kararları hayata geçiremiyorsak, eylem yasasıyla ilgili erdemleri henüz tamamlamadık, anlamına gelebilir.
Önümüze erteleme, şikayet etme, korku, tembellik… dönüştürücüleri gelir, bize cesaret, sebat, umut ve sabır…erdemlerini deneyimleterek eylem yasasını öğretir.
5- Adalet yasası
Bu dünyada ”adalet yok, haksızlık çok” diyen dostlarım,
Güceniklik, kırgınlık,nefret, intikam arzusu… engelleriyle karşılaştık.
Hareket, merhamet, bağışlayıcılık, hayal gücü ,umut,, neşe, nezaket, sevgi,… erdemlerini kazanarak da bu yasayı anlayabiliriz.
6- Sebep- Sonuç Yasası ( Karma)
En basit tanımıyla “ Ektiğimizi biçeriz”. Popüler adıyla karma, bilinçli- bilinçsiz yaptığımız seçimlerimizin bir sonucudur.
Bu yasayı deneyimlerken önümüze negatif gurur, kibir, yanlış inançlara ve yanlış acılara bağlı olmak, korkular, güçlü olma zorunluluğu, egosal çatışmalar… gibi engeller çıkabilir.
Şefkat, objektiflik, adaletli olmak, affedicilik, tevazu, hizmet etmek, kabulde olma, paylaşmak, dürüstlük, istemek, sevgi.. gibi erdemleri öğretir.
Yasalar bunlarla sınırlı değil elbette ki gelecek haftaki yazımızda devam edelim, inşallah.
Günün niyeti;
Dünyada nefes aldığım her anı hasenelerle geçirmeye, güzel ahlakla ahlaklanmaya,
Çocuklarıma erdemli olmayı öğretirken örnek olamaya,
Öğrenme yolculuğumun keyifle, zerafetle, huzurla geçmesine,
İnsanlığı mutlu kılacak erdemlere bireysel olarak ilham olmaya niyet ediyorum.
Sevgi ve ışıkla
Neslihan

