Bir gün yolunu arayan genç, bir bilgenin yanına gider ve şöyle sorar:
“Bazen kendimi hiç gibi hissediyorum, bazen de herkesten üstün… Hangisi gerçek ben?”
Bilge gülümser ve onu bahçeye götürür. Bir ayna alır ve güneşe doğru tutar.
Aynada parlak bir ışık belirir.
“Bu ışık aynanın mı?” diye sorar.
“Hayır,” der yolunu arayan kişi. “Güneşin.”
Bilge tekrar sorar:
“Peki aynayı kaldırmasaydım bu ışığı görebilir miydin?”
“Hayır.”
Bilge şöyle der:
“İnsan da böyledir. İçindeki güzellikler sana ait değildir ama sensiz de görünmez. Kendini yok saymak da hatadır, her şey sanmak da.”
İnsan ruhunun dengesi işte tam burada başlar.
Denge ve İnsan Ruhunun Sarkacı
Sevgili Dostum,
İnsanın kendini bilmesini bir ülkeyi tanımaya benzetiyorum.
Nasıl ki doğusu batısı, kuzeyi güneyi hepsi o ülkeye aittir ve o coğrafyayı anlayabilmek için en uçtaki sınırlarına kadar gitmek gerekebilir.
İşte, insan da kendini tanımaya başladığında içinde hemen hemen her konuda zıtlıkların arasında gidip geldiği sarkacı, yaşayarak fark eder.
Sarkaç dedim çünkü sarkaç metafizikte dengeyi ve savrulduğumuz uçları anlatan harika bir metafordur.
Hikayedeki gence dönecek olursak, onun içindeki sesler de aslında insanın benliğindeki uçlardır. Ve seslerden biri daha çok çıkmaya başladığında sarkacın diğer tarafındaki duygunun salınımını da arttırır.
Bu durum hayatımızın pek çok yerinde gözükür.
Örneğin; Çocuğunu korumacılıkta aşırıya kaçan ebeveynler, sarkacın diğer ucunda zorbalık enerjisini arttırabilir. Belki bu okulda ortaya çıkar, belki sokakta.
Kısacası; ifrat her zaman dengeye gelebilmek için tefriti doğurur.
İnsan Neden Bazen Değersiz, Bazen Kibirli Hisseder?
Bugün seninle değer konusundaki sarkacımıza biraz daha yakından bakalım ve ilimle dengelenelim istiyorum. Bunun için gelin modern psikolojiye biraz bakalım…
Modern psikoloji, insanın benlik algısının iki uçta hareket ettiğini söyler: değersizlik ve üstünlük hissi.
Genellikle bu iki his aynı kökten, yani kırılgan bir benlikten kaynaklanır.
Bir insan içten içe yetersizlik hissediyorsa, bu boşluğu bazen üstünlük davranışlarıyla telafi eder.
En çok eleştiren, en çok haklı çıkmak isteyen ya da başkalarını küçümseyen kişiler, çoğu zaman iç dünyalarında sessiz bir soru sorar: “Yeterli miyim?”
Diğer yandan bazı insanlar kendilerini küçültür, başarılarını görmez ve sürekli eleştirir.
Bu değersizlik döngüsü, psikolojide düşük benlik değeri olarak adlandırılır.
Bir de daha derinde gizli narsisizm vardır: Sürekli takdir ihtiyacı, eleştiriye aşırı hassasiyet ve başkalarını küçümseme. Özellikle kızgınlık anında, bu yapı kendini gösterebilir.
İşte tüm bu uçlar, sarkacın iki ucuna savrulmak gibidir.
Kibir, sarkacın bir ucudur.
Değersizlik, diğer ucudur.
Toplum ve dini öğretiler “kibir kötüdür” der; bunun etkisiyle bazı insanlar, iyi tarafta kalmaya çalışırken farkında olmadan değersizlik tarafına savrulurlar.
Ama ilginçtir ki, aynı kişiler içten içe şöyle düşünebilir: “Ben aslında çok daha iyisini hak ediyorum.”
Yani sarkaç hâlâ hareket halindedir.
Dengeyi bulmak, uçları yok saymak değil, sarkacın ortasında durmayı öğrenmektir.
Tasavvufun Metaforu: İnsan Aynadır
Tasavvuf bu iki uç için güzel bir metafor kullanır: İnsan aynadır.
Ayna güneş değildir. Ama güneşin ışığı aynada görünür.
İnsan da böyledir. Güzellikler bize ait değildir. Ama biz olmadan da görünmez.
Bu yüzden insanın yolu iki uçtan geçmez:
Kendini hiç saymak da hakikat değildir.
Her şeyi kendinden bilmek de.
Hakikat ikisinin arasındaki dengedir. Bizim üzerimizden dünyaya yansıyanlar...
Belki de Denge Şudur
İnsan ne tamamen yoktur ne de her şeydir. İnsan, kendisine verilen güzelliklere şahitlik eden bir varlıktır.
Ne sahiplenir, ne inkâr eder.
Sadece görür ve şükreder.
Ve herkesin ayrı ayrı biricik ve eşsiz olduğunu idrak eder.
Küçük Bir Farkındalık Çalışması
Bugün kendine şu üç soruyu sorabilirsin:
1. Kendimi küçümsediğim bir alan var mı?
Belki de orada bana verilmiş bir yeteneği görmüyorum.
2. Kendimi fazla haklı gördüğüm bir alan var mı?
Belki de orada aynayı güneş sanıyorum.
3. Eğer ben sadece bir ayna olsaydım, bugün hangi ışığın yansımasına izin verirdim?
Belki korkularla kendimi engelliyorum.
Günün Niyeti
Bugün, bana emanet edilen ışığı yansıtan bir ayna olduğumu hatırlamaya niyet ediyorum.
Sevgi ve ışıkla
Neslihan

