Sevgili Dostum bu yazı senin gibi duyarlı, hassas güzel kalplere ithaf olunmuştur, şimdiden şifa olsun…İyi ki varsınız…
Osho’dan…
Bir zamanlar, adamın biri her gün yolda gördüğü taşları toplarmış.
Kimse üzülmesin, kimse zorlanmasın diye hiç kimseye “hayır” demezmiş.
Zamanla kendi yolu kapanmış…
Ama o hâlâ taş taşımaya devam ediyormuş.
Günlerden bir gün adamın biri sormuş: “Sen neden bu kadar yoruldun, neden erkenden yaşlandın?”
Adam demiş ki:
“Kimseyi kırmamak adına kendimden geçtim, kendimi taşıyamaz hale geldim…”
İki Uç Arasında Savrulan İnsan & İçimizdeki Sarkaç
İnsan çoğu zaman dengede kalamaz.
İçinde bir sarkaç var gibi iki uç arasında gidip gelir.
Bir uçta duyarsızlık:
Görmeyen, hissetmeyen, kendini kapatan hâl.
Diğer uçta aşırı iyilik:
Sınır koyamayan, herkesi yüklenen, aşırı fedakar kendini unutan hâl.
Oysa mesele uçlar değil, denge noktasıdır.
Çünkü iyilik bir uca savrulduğunda, artık iyilik değil, kendini tüketme biçimine dönüşür. Kızgınlık yaratır…
Bu sadece tek bir insanın değil, hepimizin hikâyesidir. Her insanın içinde bu iki eğilim birlikte yaşar…Bunu hem içimizde hem de dışta yaşayabiliriz;
Dışarıda saçını süpürge eden kadın/erkek, iç aleminde kendi ihtiyaçlarını göremeyebilir…
Kendi çocuğuna gelince dünyanın en hassas insanı iken zulme uğrayan çocuklar ya da hayvanlar için duyarsız kalabilir…
Toplumun geneline bakacak olursak da; insanlar bu iki uçta toplanırlar; iyiler ve kötüler...
Gerçek denge,
ne tamamen kendini kapatmak ne de kendini tamamen vermektir.
Gerçek denge,
kalbini açık tutarken, kendini de koruyabilmektir.
İyiliğin Arkasındaki Görünmeyen Motivasyonlar
Psikoloji bize şunu söyler:
Her “iyi davranış” sadece saf iyilik değildir.
Bazen iyiliğin arkasında şu ihtiyaçlar olabilir:
Onaylanma ihtiyacı
Reddedilmekten kaçınma
Suçluluk duygusunu bastırma
Değerli hissetme arayışı
“Sevilirsem güvendeyim” inancı
Yani kişi bazen iyilik yapmaz… kabul edilmek için kendinden vazgeçer.
Bu durum psikolojide bazen “people pleasing” (onay bağımlılığı) olarak tanımlanır.
Ve bu çoğu zaman bir karakter değil, çocukluktan öğrenilmiş bir hayatta kalma stratejisidir.
Bazı durumlarda bu, sinir sisteminin bir tepkisidir: Çatışmadan kaçınmak için “iyi” olmak.
Nefs, İyilik ve Gizli Kibir
Tasavvufta nefs bazen açıkça değil, iyilik kılığına girerek görünür. Bu noktada iyilik, fark edilmeden yön değiştirebilir.
Dışarıdan bakıldığında iyiliktir, ama içten içe kişi şunu bekler:
görülmek, takdir edilmek…
İşte burada iyilik, ince bir şekilde gizli kibre bağlanabilir.
Çünkü kişi fark etmeden şunu hisseder:
“Ben iyiyim… ben daha fedakârım…verenim… daha üstünűm…”
Ve bu duygu büyüdükçe, iyilik hafifletmez—yormaya başlar.
“İyilik, görünmediğinde de içini genişletiyorsa hakikidir;
fakat görülmediğinde seni daraltıyorsa, içine nefs karışmıştır.”
Sınır: Sevgiyi Azaltan Değil, Taşıyan Şey
İnsan çoğu zaman şunu karıştırır: “Hayır demek sevgiyi azaltır.”
Oysa psikolojik olarak sınır:
ilişkiyi bitiren şey değil
ilişkiyi sürdürülebilir kılan şeydir
Sınır, sevgiyi azaltmaz; sevgiyi yaşanabilir hale getirir.
Bununla birlikte sınır çizmek adına başkalarının sınırlarını ihlal etmek ya da saygısızlık yapmamaya da özen göstermenin önemli olduğuna inanıyorum…
Buradaki Yanlış Okuma Nerede Başlıyor?
İnsanlık tarihi boyunca hem kutsal metinler hem öğretiler, “başkasına iyilik” vurgusunu güçlü kurmuştur.
Ama bu cümleler çoğu zaman tek taraflı okunmuştur.
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir”- Hadis
Bu ifade ne güzel bir çağrıdır: farkındalık, duyarlılık ve sorumluluk bilinci çağrısı…
Ama aşırı uçlarda, bencil olmamak adına şuna dönüşebilir:
“Ben kendimi yok saymalıyım.”
Bir diğer örnek;
“Komşunu kendin gibi sev”- Bible
Buradaki kilit kelime: “kendin gibi”
Yani:
Kendine merhamet ettiğin kadar
Başkasına da insanlık tanımak
Sevgi, bir tarafı silmek değil; iki tarafın da varlığını kabul etmektir. Yine dengeyi korumaktır.
O Halde Sağlıklı İyilik Nedir?
Sağlıklı iyilik:
• özgürce verilir
• karşılık beklemez
• kişiyi tüketmez
Aksi halde iyilik değil, görünmeyen bir yük haline gelir. İyiliği bir seçim değil, bir zorunluluk gibi yaşatır.
Ve belki de en önemli soru şudur:
“Ben gerçekten iyilik mi yapıyorum?”
İyilik: Kendini kaybetmeden başkasına dokunabilmektir.
Günlük Hayatta “iyi insan olma yorgunluğu” İçin Pratikler
1. “Evet” demeden önce 3 saniye dur
Refleks olarak kabul etme alışkanlığını kırar.
Kendine sor:
Bunu gerçekten istiyor muyum?
Yoksa hayır dersem suçlu mu hissedeceğim?
Bunu yapmasam ne olur?
Bu küçük duraklama, otomatik “evet”i bilinçli seçime çevirir.
2- Ben nerede kaldım?” sorusu
Gün içinde bir kez kendine sor:
“Bugün herkese yetiştim ama kendime nerede yer verdim?”
Bu soru farkındalık oluşturur, suçluluk değil.
3- Yorgun iyilik testi”
Kendine sor:
“Bunu yapınca içimde genişleme mi oluyor, daralma mı?”
Genişleme = sağlıklı iyilik
Daralma = zorunluluk / tükenme
4- “Herkesi taşıyorum” kontrolü
Gün içinde şu cümleyi fark et:
“Ben bunu yapmazsam kimse yapmayacak.”
Bu genelde bir kontrol ve sorumluluk abartısıdır.
Gerçek soru şudur:
“Bu gerçekten benim sorumluluğum mu?”
Günün Niyeti
Allah’ım,
Beni nefsimin gizli beklentilerinden koru.
İyiliğimi gösterişten arındır, kalbimi samimiyetle doldur.
Verirken kendimi kaybetmemeyi,
“hayır” derken sevgiden uzaklaşmamayı nasip et.
Amin.
Sevgi ve Işıkla
Neslihan

