Mevlana Hazretlerinin Mesnevisinde geçen bir hikayede,
Bir kral, üç oğluna birer değerli taş verir:
“Bu taşlar yaşamınızın simgesi,” der. “Bir yıl sonra bana getirin, nasıl koruduğunuzu göreyim.”
Büyük oğul taşı en güvenli kasaya koyar.
Ortanca oğul onu parlatıp herkesin göreceği bir yere yerleştirir.
Küçük oğul ise taşı elinde tutarken şöyle düşünür:
“Bu taşın değeri bana değil, ona dokunan herkese fayda vermesindedir.”
Taşı satar, yoksullara yemek dağıtır, bir çeşme yaptırır.
Yıl sonunda kral oğullarını çağırır.
İlk ikisi taşlarını gösterir, ama en küçüğünün elleri boştur.
“Baba,” der, “ben taşın değerini insanlara kattığı iyilikte buldum.”
Kral başını eğip, gülümser;
“O zaman sen yalnızca taşın değil, yaşamının da anlamını bulmuşsun.”
“İnsanın özü, aradığı şeydir.” Mevlâna
Değerlerle yaşamak
Sevgili dostum, bu hayatta hepimiz bir arayıştayız. Gün boyunca yemek yemekten, tatile, alışverişten işe, tüm eylemlerimizin sonucunda mutlu olmak istiyoruz, mutluluğu arıyoruz. Hatta bu süreçte acıya razı olduğumuz bedeller bile ödüyoruz.
Acaba kaçımız mutluluk arayışında yaşam amacımızı bulabiliyoruz? Ya da yaşam amacımızı gerçekleştirirken mutlu oluyoruz?
Sorularımı genişletmek istiyorum, kendime de sorarak;
Nasıl mutlu oluruz?
Neye sahip olursak mutlu oluruz?
Mutluluk elde edilen bir şey mi?
Tatmin olmak- haz arayışı mutluluk mudur?
Pozitif psikolojinin kurucularından Martin Seligman’ a göre;
“Mutluluk, haz arayışında değil; anlamlı bir yaşam sürmede bulunur.” Burada geçen “anlamlı yaşam”, kişinin temel değerleriyle uyum içinde hareket etmesidir.
Steven C. Hayes ise; anlamlı bir yaşamın değerlerimiz temelli olduğunu ekler, ve Kabul- Kararlılık Terapisi diye bildiğimiz Acceptance and Commitment Therapy (ACT) sistemini geliştirir.
“Değerler – Kişiyi hayatta yönlendiren, içten gelen anlamlar.
Kararlı eylem – Değerlerle uyumlu bir şekilde harekete geçmek.”
Bugün, seninle ACT sisteminin içindeki küçük bir parçayı; değerler ve bu değerler doğrultusundaki kararlı eylemlere, derinden kabul ediş ve huzura değinmek istiyorum.
Çünkü bilimsel araştırmalar gösteriyor ki:
“Değerlerini bilen bireyler, daha az kaygı ve daha yüksek yaşam doyumu hissediyor.”
“Değerlerinden uzak yaşayanlar ise, içsel çatışma ve anlamsızlık hissiyle daha sık karşılaşıyor” (Schwartz, 1992; Seligman & Peterson, 2004).
Psikolojide bu duruma “values-action gap” deniyor;
“Values–Action Gap, bireyin inandığı veya savunduğu değerlerle gerçek davranışlarının uyuşmaması durumudur.” Örneğin: “Ben çevreyi korumaya çok önem veririm” diyen birinin plastik kullanmaya devam etmesi gibi.
Değerle davranış çeliştiğinde kişi bunu fark etmemek için kendini bahanelerle ikna edebilir; “Bir kereden bir şey olmaz”, “Zaten herkes böyle yapıyor” gibi.
Sonuç olarak; bir insan değerine inanır ama davranışlarında bunu yaşamazsa, bilinçdışı bir gerginlik oluşur.”
Bu nedenle içsel barışın anahtarı şudur: “İnandığın gibi yaşa, yaşadığın gibi inan.”
Kralın çocukları örneğine bakacak olursak;
Biri taşı sadakatle korurken, biri saygınlık için onu kullandı, diğeri ise taşını iyilik ve yardıma dönüştürdü. Özlerinde değerleri neyse, dışa sızan davranışları da o yönde oldu.
“Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.” Mevlânâ Celaleddin Rûmî
Değer Odaklı Yaşamın Manevi Basamakları
Değer odaklı yaşamın temelini kendi lisanımızla- inançlarımızla üç kelimeyle özetlersek; iman, amel ve ihsan diyebiliriz.
Değerlerine inanmak = iman etmek
Değerlerini eyleme dökmek= onunla amel etmek
Değerlerinle gelen eylemini güzelleştirmek= ihsan şuuru
Bu basamaklar aynı zamanda Öz’ümüzü hatırlatma yolunda manevi bir gelişim yasasıdır.
Kur’an-ı Kerim’in kısa ama bir o kadar anlamlı surelerinden biri olan Asr Suresine bakıcak olursak, reçetemiz yine aynıdır:
Ziyanda olmamak için iman et, imanın getirdiği güzel ameller yap ve diğerlerine ilham ol.
“Asra andolsun ki,
İnsan gerçekten ziyan içindedir.
Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başka.”
Peki İnsan Neden Değerlerinden Uzaklaşır?
Bugün hepimizin elinde, Kralın verdiği “taşlardan” var: ünvan, para, statü, hatta yeni dönemde sosyal medyadaki görünürlüğümüz-takipçi sayımız…
Bazen bu taşları korumaya çalışırken, farkında olarak- olmayarak, bilerek- bilmeyerek değerlerimizi kaybediyoruz.
Toplum, ekonomi, korkularımız, arzularımız, hırslarımız…bizi bir yere sürüklediğinde; bir bakıyoruz ki kim olduğumuzu, neye inandığımızı hatırlamadan yaşamaya başlıyoruz.
Ve o zaman, içimizde adını koyamadığımız bir boşluk oluşuyor— her şey var belki, AMA anlam yok. Nedensiz mutsuzlukları çoğaltıyoruz.
“Anlam, değerlerle hizalanmış bir yaşamda gizlidir.”
Günün Çalışması 1-Değerlerini Hatırlamak
Değerlerini bulmak için birden fazla yol var. Dilersen birini, dilersen de hepsini seçebilirsin. Seni bekleyen hazinelerine ilham olması niyetiyle;
1. Sessizleş – İçindeki Pusulayı Dinle
Gözlerini kapat, derin bir nefes al. İçinde huzuru ve sakinliği hisset, şimdi hayatında neyi özlediğine, nelere doğru çekildiğine bak.
Özlemlerin/ ihtiyaç hissettiklerin, değerlerinin izini taşır.
2. Gerçek “Ben” Anları
Kendine sor:
“En çok hangi alanlarda/ zamanlarda / kimlerle kendim gibi hissediyorum?”
“O anlar”, seni bir değere götürebilir.
Zamanın durduğu anlarda, değerlerin saklıdır.
3. Hayranlık Haritan
Şu üç soruya yanıt ver:
En çok hayran olduğum 3 kişi kim?
Hangi özelliklerini seviyorum?
Bu özellik hangi değerin yansıması?
Hayranlık- gıpta enerjisi, içindeki değeri uyandırmak için gelir.
4. Duygularına Kulak Ver
Son zamanlarda seni ne kırdı, öfkelendirdi? Negatif duygular da bir değerin işaretidir.
Gölge duygular, yine öz değerinin izini sürer.
5. Değerine Bir İsim Ver
Tüm bu adımlardan sonra, gözlerini kapat ve kalbinden gelen değerleri tek tek söyle.
Sana hafiflik, ferahlık, sıcaklık hissi veriyorsa — işte o senin değerindir.
“Ve Bu değeri yaşayan halini hatırla”
Bu çalışmayı tasarlarken, eş zamanlı kendi derinliklerimden gelen cevapları da şükür dolu bir kalple keşfettim;
İçimdeki ses; “Sen özgürsün!!!” diyordu,
Seanslarındaki - derslerindeki Nesli’nin mutlu olduğu sahneleri- zamanın durduğu anları izledim,
Hayranlık duyduğum insanlar, ilimleriyle ilham olan ruhlardı.
Dünyadaki yalanlar- riyalar beni rahatsız ediyordu,
Ve kalbime yoğunlaştığımda orada sıcacık sevgi vardı.
Tüm bunlardan yola çıkarak; kendime değerlerimi hatırlatmış oldum, yine şükürle;
“ Özgürlük, insanlık adına fayda üretmek, tevazu- dürüstlük ve sevgi”
Günün Çalışması 2- Kararlı Eylemler Atmak
Ve şimdi değerini- değerlerini yaşamak için küçük bir adım atma vakti;
Her bir değerin için ne yapmak istersin?
Ya da “şimdiye kadar bu değerler için ne yaptım ve bundan sonra neler yapabilirim?” şeklinde bir şema çalışması yapabilirsin.
Değerler, yaşandıkça hayatımızda köklenir. Köklendikçe güçlenir, ve güçlendikçe gölgemizde sevdiklerimizi dinlendirebiliriz.
Ve ardından gelen “ huzur”, hoşgeldin dünyama…
Günün Niyeti;
Bugün, kalbimin pusulasını görmeye,
Bundan sonraki yolumun aydınlanmasına,
İçsel rehberliğimle gelen değerlerimi hatırlamaya,
Gerçek değerlerimle hizalanmaya ve bu değerleri hayatımın her anına sevgiyle taşımaya,
İçten gelen bir dönüşümle çevreme ilham olmaya,
niyet ediyorum.”
Sevgi ve Işıkla
Neslihan



Aslında konu dönüp dolaşıp, Allah'ın benden muradı nedir? konusuna geliyor ki bu da yaşam amacı demek zaten kıymetli hocam.🌷 Değerlerimiz yaptığımız işle uyuşunca hayatın da kazancımızın da bereketi katlanacaktır. Harika açılımlara vesile olan kaleminiz daim olsun. Teşekkür ediyoruz okuma fırsatı verdiğiniz için ❤️Sevgilerle
Çok güzel akıcı ve anlamlı bir yazı.Benim kalbime ruhuma dokundu.
Tesekkur ederim bu guzel bilgiler için. Hepsi kıymetli ozenle secilmis ornekler alintilar.