Hansel ve Gretel fakir bir oduncunun çocuklarıdır. Üvey anneleri, yoksulluktan kurtulmak için çocukları ormana bırakır.
İlk seferinde Hansel eve dönüş yolunu taşlarla işaretler, güvenli bir plana sahiptir.
Ama ikinci seferde yalnızca ekmek kırıntılarını dökebilir ve kuşlar onları yer.
Artık geri dönüş yolu yoktur.
Korku, belirsizlik, çaresizlik, karanlık…İşte tam burada kaygı başlar.
Hikâyenin devamında Gretel, içindeki bu duygulara rağmen aklını ve sezgilerini kullanır. Cadıyı kandırır, fırına iter ve kardeşiyle birlikte özgürlüğüne kavuşur.
Bu sadece bir masal değil.
Bu, kaygıdan geçip cesarete, huzura varmanın hikâyesidir.
Hepimizin Kendi Ormanı Var
Hepimiz bir noktada kendi “ormanımızda” kayboluruz.
Bir şeyler ters gider, planlar bozulur, belirsizlikler büyür. Kalbimiz sıkışır, düşünceler hızlanır, göğsümüz daralır…
İşte o anlarda kendimizi kaygı ormanında buluruz.
Bu orman kimi zaman bir sınavdır, kimi zaman bir ayrılık, kimi zaman da sadece “ya olmazsa?” düşüncesidir.
Ama ister büyük ister küçük olsun, kaygı hep aynı şekilde gelir: belirsizliğin içindeki korkudan.
Aslında ormandan çıkış yolu yine ormanın içindedir.
Yani kaçmak değil, geçmek gerekir.
İlk Adım: Kaygıyı Anlamak
Kaygı oldukça doğal ve bizi korumaya çalışan bir sistemdir aslında.
Beynimizdeki amigdala, olası bir tehlike algıladığında alarm verir:
“Dikkat et! Burada bir risk olabilir.”
Kalbimiz hızla çarpar, nefesimiz sıklaşır, kaslarımız gerilir.
Vücudumuz, bir tehlike varmış gibi hazır hâle gelir.
Ama bazen bu alarm, gerçek bir tehlike yokken de çalmaya başlar.
İşte o zaman kaygı, bizi yönetmeye başlar.
Eğer kaygı, yoğun, sürekli ve kontrol edilemez bir hâl alırsa, bu noktada anksiyete bozukluğundan söz edilir.
Kaygının Derin Kökleri
Kaygı sadece bugüne ait olmayabilir. Çoğu zaman geçmişte bastırılmış korkuların, kırgınlıkların ve deneyimlerin bir yankısıdır.
“Yeterince ….. değilim” düşüncesi,
“Ya ….. kaybedersem?” korkusu,
“Ya yine …. olursa?” endişesi,
Genetik aktarımlarla gelen yükler,
Beklentiler, kıyaslar..
Bunlar zihnin derinlerinde birikir.
Ve sonra bir belirsizlik anında yüzeye çıkar.
Kaygı aslında şunu söyler: “Beni gör. Benimle ilgilen. Ben seni korumaya çalışıyorum.”
Tüm bunların yanında kaygı sadece psikolojik bir durum değildir. Vücut kimyası ve besin eksiklikleriyle de ilgilidir. Yapılan çalışmalara göre;
“Özellikle demir, B12, folat, magnezyum ve D vitamini eksiklikleri, sinir sistemi ve beyindeki serotonin - dopamin dengesini bozarak kaygı ve huzursuzluğu artırabilir.”
Bu nedenle sağlıklı beslenmek ve kan kontrolleri yapmak, kaygıyı yönetmede destekleyici olacaktır.
Kaygıdan Kurtulmak Değil, Onunla Dost Olmak ve Ondan Gelen Mesajı Okumak
Kaygıyı yok etmeye çalışmak, ateşi elinle söndürmeye benzer.
Ne kadar bastırırsan, o kadar canını yakar. Ve büyüyerek kontrolü eline alır.
Ama kaygıya dönüp şunu sorarsan: “Bana ne anlatmak istiyorsun?, Neden korkuyorsun?”
O zaman dönüşüm başlar.
Çünkü kaygı, seni durdurmak değil; seni uyanık tutmak ister.
Spiritüel bir açıdan bakarsak:
Kaygı, akışa teslim olamamanın bir sonucudur. Zihin her şeyi kontrol etmek ister, oysa yaşamın akışı belirsizdir, onu kontrol edemez. Bu sırada güven duygusu eksikse, kaygı artar.
Yunus Emre’nin bir sözü bunu çok güzel özetler: “Tevekkül, endişeyi teslimiyete dönüştürmektir.”
Yalnız Değilsin!!!
Kutsal kitaplarda tüm insanlar için, zaman ve mekan ne olursa olsun, korku ve endişenin insani ve doğal duygular olduğu kabul edilir;
Hz. Musa’nın deniz kenarındaki korkusu…
Hz. Yusuf’un kuyuda ve zindanda yaşadığı yalnızlık…
Hz. İbrahim’in bilinmeze yürüyüşü…
Hepsinde ortak bir tema vardır: “Korkuya teslim olmak yerine, güvene yönelmek.”
Hepsinde ortak çözüm yolları vardır:
Sabır ve Tevekkül
Şükran ve Teslimiyet
Cesaret ve inançla hareket etmek
Duanın gücüyle kalbi sakinleştirmek
Hepsi aynı kökten seslenir: “Korkma, yalnız değilsin.”
“Kim Allah’a dayanırsa, O ona yeter.” (Talak, 65:3) - Kur’an"‘dan
“Hiç kaygılanmayın; her durumda Tanrı’ya dileklerinizi şükranla bildirin. O zaman Tanrı’nın anlayışı aşan huzuru, yüreklerinizi ve düşüncelerinizi koruyacaktır.” (Filipililer 4:6–7) İncil’den
“Korkmayın ve cesur olun; çünkü Tanrınız Rab sizinle olacaktır. O sizi terk etmeyecek, sizi yalnız bırakmayacaktır.” (Tesniye 31:6)- Tevrat’tan
“Korktuğum zaman sana güvenirim.” (Mezmurlar, 56:3)- Zebur’dan
Yapabileceğin Uygulamalar
1- Duyusal Farkındalık; 5-4-3-2-1 Egzersizi:
Kaygı genellikle gelecekle ilgilidir; bu egzersiz seni şu ana çeker. Zihni şimdiye getirir.
Şimdi kendine odaklan ve çevrendeki;
5 şeyi gör
4 şeyi duy
3 şeye dokun
2 şeyi kokla
1 şeyi tat
2- “Ormanda Yolunu Bulma” Egzersizi:
Kaygılandığın durumun “bilinmeyen bir orman” olduğunu hayal edebilirsin.
Bu ormanda “seni korkutan şeyin” ne olduğunu sorabilirsin.
“Korkun ilk kez ne zaman başladı? Kaç yaşındasın?” bulabilirsin.
“Şimdi yetişkin olan tarafınla, o küçük haline ne dersin? Ona nasıl yardımcı olabilirsin?” onunla bağ kurabilirsin.
“Bugün çözüm için ne yapabilirsin?”çözüm adımlarını yazabilirsin.
“Destek alabileceğin kişiler kim?” kaynaklarını belirleyebilirsin.
Derin nefes alıp, en kolay atacağın adıma karar verip, adım adım ilerleyebilirsin. Her küçük ilerleme, güven duygusunu yeniden inşa eder, ormanın içindeki bir ışık gibidir.
Her şey bir anda çözülmeyebilir, sürece güvenmeyi kendine hatırlatabilirsin.
Daha evvel buna benzer ormanlara girdi isen, oradaki çıkışı bulan tarafını hatırlayabilir, şimdiki karanlığını aydınlatabilirsin.
3- Fiziksel Aktivite / Yürüyüş
Hafif egzersiz veya doğa yürüyüşü, kaygıyı azaltır. Beyindeki stresi tetikleyen hormonları düşürür, sakinliği artırır.
4- Tevekkül Nefesi
Amaç: Korku ve yalnızlık anında, kalbi güven hâline döndürmek.
Adımlar:
Sessiz bir köşeye çekilip, gözlerini kapatabilirsin.
Derin bir nefes alırken içinden: “Ben emanetteyim.”
Nefesi verirken de yavaşça: “Sana güveniyorum.” diyebilirsin.
Her nefeste korku yerine güveni hissetmeyi seçebilirsin.
7 nefes boyunca tekrar ederek, sonrasında kalbinde şu cümlenin belirmesine izin verebilirsin:
“Ben yalnız değilim; beni koruyan bir kudret var.”İstersen sonuna şu ayeti fısıldayabilirsin:
“Kim Allah’a dayanırsa, O ona yeter.” (Talak 65:3)
Not: Bu egzersiz hem dua hem meditasyon gibidir; birkaç dakika içinde bedende huzur duygusu belirir.
Günün Niyeti
“Teslim oluyorum…
Her şeyin bir anlamı var, biliyorum.
Orman karanlık olabilir, ama yol kaybolmaz, inanıyorum.
Işık benim içimde… Işığımı hatırlamaya, yolumun aydınlanmasına niyet ediyorum.
İlahi akışla gelen, güveni ve huzuru seçiyorum.”
Sevgi ve Işıkla
Neslihan

