Yaşam ve Yankı
Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yaparken, oğlunun ayağı taşa takılır ve düşer. Canı yanan çocuk “Ahh” diye bağırır. Birden ileride bir dağın tepesinden “Ahhhhhh” diye bir ses yükselir ve çocuk korkuyla birlikte gelen bir şaşkınlık yaşar.
Az sonra merak etmeye başlar ve “Sen Kimsin?” diye bağırır. Aldığı cevap onu daha da şaşırtır “Sen kimsin?”
Bu durum artık çocuğu kızdırmaya başlamıştır. “Sen bir korkaksın” diye tekrar bağırır. Dağdan gelen ses “Sen bir korkaksın” diye cevap verir.
Çocuk babasına dönüp “Baba neler oluyor böyle ” diye sorar.
“Oğlum” der adam,
“Dinle ve öğren !” ve sonra dağa dönüp;
“Sana hayranım” diye bağırır. Gelen cevap “Sana hayranım!!” olur. Baba tekrar bağırır, “Sen muhteşemsin!” Gelen cevap; “Sen muhteşemsin!!”
Oğlan çok şaşırır, halen ne olduğunu anlayamamıştır. Babası baştan sona bütün bu olayın açıklamasını yapar ve ekler “İnsanlar buna “Yankı” derler, ama aslında bu “Yaşam”dır.”
Sevgili Dostum Hoşgeldin,
Kendi gerçekliğimizi, yaşamı, bizi çevreleyen kuantum alanı anlamak için sözleştik, bugün seninle.
Yazmak için klavyeme her dokunduğumda , sen de benimlesin. Bir tek ben varmışım gibi gözükse de masamda, yalnız değilim bu yolculukta. Varlığınla bana ilham oluyorsun, İyi ki burdasın.
İdrakimizle açılacak kapının ardında, bizi bekleyen hediyelerin heyecanını duyuyorum. Hoşgeldin, ruhundan gelen armağanları almaya…
Yankı ve Yaşam
Yankı; sesin bir yere çarpmasıyla katlanarak geri dönen ikinci ses.
Hikayedeki çocuk ve babayı düşünüyorum. Yaşama verdiklerimizin yansıyıp bize geri dönmesini anlamaya çalışıyorum.
Zihnim hikayeyi, “Rüzgar eken fırtına biçer atasözüyle birleştiriyor . Hepsinde enerjinin nasıl da büyüyerek geri döndüğünü ve geri dönen enerjinin asıl kaynağının, kişinin kendisi olduğunu görüyorum.
Yaşadığım iyi olaylardaki katkımı düşünmek bana harika gelirken, bir anda kötü (dediğim) olayları düşünüyorum.
İçimde, itiraz eden bir ses yükseliyor.
“Tüm bunların kaynağı ben miyim? Bu mümkün olamaz!!! Bunları hayatıma ben çekmiş olamam!!!”
Başka bir ses daha beliriyor, o anda;
“Ya kaynak bensem ve çevremdeki yansıtıcılardan düşündüklerim bana geri dönüyorsa? Ya zihin tarlama ektiğim düşüncelerim, fiziksel dünyamda hayat buluyorsa?
Düşüncelerimiz & Hayatımızdaki Olaylar & Gerçekliğimiz
Evrende her şey bir frekans taşır. Düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız dahil, bütün varlığımızla titreşimler oluştururuz. Böylece etrafımızda mıknatıs gibi çekim gücüne sahip, manyetik bir alan oluşur. (Kuantum alan )
İşte hayatımızı değiştiren alan, tam da burasıdır.
Özellikle düşüncelerimizle yaydığımız dalgalar, duygularımızla yaydıklarımızla uyumlu ve eşleşmiş ise çok daha güçlü bir etki oluşturur ve bu etki, kuantum alanda yansımalarla katlanarak bize geri döner.
Gelin kolaylaştırmak için biraz hayal gücümüzün kullanalım .
Örneğin; biz büyürken, sevginin fedakarlık olduğunu gözlemledik, bu düşünceyi benimsedik ve bunun doğru olduğuna inanıyoruz diyelim. Çoğu zaman inançlarımızı farketmeden, öylece yaşayıp gideriz. Fakat bu düşüncemiz hayatımızda, çok yorularak, tükenerek ya da vefasızlık görerek kendini gösteriyor olsun.
Örneğimizi daha da somutlaştırmak için “Sevgi emektir, fedakarlıktır” inancımızı renklendirelim ve renginin de yeşil olduğunu varsayalım. Fedakarlığı seçen tüm insanlar gibi, artık biz de yeşile boyanırız.
Yakın ve uzak çevremizdekilerin radarına gireriz. Bunlar özellikle;
Tıpkı bizim gibi yeşil olanlar,
Yeşile ihtiyaç duyanlar,
Yeşille tamamlanmak isteyenler,
Bu inançla güvende olduğunu ,korunduğunu düşünenler,
Huzuru yeşilde arayanlar,
Hayatındaki zorlukları yeşille aşacağına inananlar,
İçinde yeşile ilişkin ukdesi olanlar,
Annesi babası yeşile benzeyenler olabilir.
Veya tam tersi;
Yeşilden nefret edenler,
Onu yargılayanlar,
Yeşile takıntılı olanlar,
Onu zorundalık yapanlar,
Yeşille ilgili travmalarımızı, bize hatırlatacak olanlar olabilir.
Sonuç olarak; yeşil olamayı seçtiğimizde yeşilin tüm tonlarını hayatımıza çekmeye başlarız. Kimi zaman bu aynaları kırmak isteyebiliriz. Fakat biz yeșil oldukça tüm aynalar bizi yeșil gösterecektir.
“Yolumuza çıkan her insan içsel durumunuzun bir yansımasıysa, bu, size gerçekte kim olduğunuz hakkında çok kıymetli bir ders öğretmek için burada olduğu anlamına gelir.”
Peki listedeki herkesi hayatımıza çeker miyiz?
Aslında hayır. Sistem bizim kaldırabileceğimiz en güzel ve en yüce şekilde cevap verir. Taki biz hangi renklere boyandığımızı anlayana dek.
İdrak sonrasında belki aynı renkte kalmayı, belki de rengimizi değiştirmeyi seçeriz. Neyi seçersek seçelim artık güç bizdedir ve bilinçli hareket ederiz.
Rengimizi ( inançlarımızı) dönüştürmek istersek, bunu nasıl yapabiliriz?
Bu soruda isek;
Korku- öfke, suç -suçlu-suçlama gibi yıkıcı alandan, sesleri duymak istediğimiz hale çevirmeye yani yapıcı alanına geçiyoruz, demektir. Ve inanın bana çok onemli bir adımdır. Bunun için kendimizi onurlandırabiliriz.
Bu noktada bizi yine de bir tuzak bekleyebilir. Eski halimize olan kızgınlık.
Eskiye kızgınlık ya da o alandan nefret etmek bizi daha çok o alanın içinde tutacaktır. O halde işe,
Eski seçimlerimize teşekkür ederek başlayabiliriz.
Yeni seçimimiz için;
Şimdi, şu anda kim olmayı seçiyorum?
Bunu seçen halim nasıl hisseder?
Bu hislerle nasıl davranır? Sorularını cevaplayabiliriz.
Tüm cevaplarımızı, hayatımızda varmış gibi imgeleyebiliriz ve imgelerkende duyu organlarımızla bedenimizde bunu yaşayabiliriz.
Kendimize seçimimiz için,
izinli olduğumuzu,
layık olduğumuzu
hepsinin güvenli ve mümkün olduğunu hatırlatabiliriz.
Ve son olarak çalışmaları 7, 14 ya da 21 gün tekrarlı yapmak yeni bir kuantum alan ( yeni renk) oluşturmamızda bize yardımcı olacaktır.
Fedakarlık konusundan çalışmayı örneklendirelim;
Sevgili Kendim,
Sevgi ve fedakarlığı seçerek bana empati, duyarlılık, yakınlık… öğrettin. Teşekkür ederim. Tüm hediyelerin benimle…
Ama artık ben sen değilim, senin görevin tamamlandı.
Şimdi sevgiyi yaşarken değerli olmayı seçiyorum.
(Özgür, ve alanına sahip çıkan halimi, dik yürürken, kendimden emin olarak imgeliyorum).
Tüm bunlar şimdi hayatımda ve hersey yolunda…
Günün niyeti; Bu hafta, niyeti yorumlar kısmına siz yazmak ister misiniz?
Sevgi ve Ișıkla
Neslihan

