Pamukkale
Efsaneye göre fakir bir oduncunun çirkin mi çirkin bir kızı varmış, o kadar çirkinmiş ki görenler, ondan fersah fersah kaçarlarmış.
Genç Kız bu durumdan o kadar yorulmuş ki, gün gelmiş, çaresizlikle kendisini Çökelez Dağındaki uçurumdan aşağıya atmış.
Bir su birikintisinin içinde yaralı kanlar içinde yatarken, günler sonra oradan geçen Denizli beyinin oğlu onu görüp, kurtarmış.
Kız kendine geldiğinde, öylesine güzelleşmiş ki beyimizin oğlu onu görüp aşık olmuş, kırk gün kırk gece düğünle evlenmişler.
Ve yıllar içinde kulaktan kulağa, dilden dile bu sular cilde şifa veren sular olarak anılmış.
Sizce böylesi bir efsane - şifa gerçek olabilir mi?
Nedir şifa?
Gün içinde bu kelimeleri nasıl kullandığımı, neyi kastettiğimi, kendimden ne beklediğimi, benden ne beklendiğini düşününce, üzerinde çalışıp, sonrasında bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.
Ruhlarımıza şifa olması dileğiyle…
Şifa, iyileşme, tedavi ….
Zihin dünyamda yine tanımlara, ve onları anlamaya ihtiyaç hissediyorum.
Çünkü bir şeyi anlamak, o şeyin ne olduğunu bilmek kadar ne olmadığını da bilmekten geçiyor, bence.
İyileşme ve şifa kelimeleri TDK’da; ‘iyi duruma gelmek’, ‘hastalıktan kurtulmak, sağlığı yerine gelmek, salah bulmak’ anlamına gelirken,
İngilizce sözlükte iyileşme kelimesi; “sağlık, zihin ve güç açısından normale geri dönüş” olarak tanımlanıyor.
Tedavi ise, “Sağlığı bozulmuş olan bireyi sağlıklı duruma kavuşturma amacıyla yapılan tıbbi işlemler bütünü” olarak tanımlanmış.
Tanımlardan yola çıkarak iyileşme,
çoğunlukla çaba ve yöntemlerle birlikte süreçle gerçekleşirken,
umut, güven, kendini tanıma, bireysellik, güçlenme, anlam arayışı, desteklenme gibi kavramları içinde barındırıyor.
“Ruh kendini iyileştirmek için ne yapması gerektiğini bilir. Zor olan zihni susturmaktır.” Raegan Robinson
Tanımlar sözlükten çıkıp, bizim iç dünyamızda yankılanmaya başlayınca, bambaşka sesler çıkabiliyor;
Hemen iyileşelim,
Hatta mümkünse hiç hastalanmayalım
Hiç acı çekmeyelim,
Her şey bizim istediğimiz gibi olsun,
Hayatta hep mutluluklar olsun,
Ayrılık, ölüm hiç olmasın,
Ben doğru, diğerleri yanlış
Dünya değişirse, her şey yoluna girer….
Kısacası anlayamadığımız, sabır gösteremediğimiz her olaya problem, iyileşmeye ise bu problemlerin son bulması deyip, gerçekçi olmayan hayal dünyasında kaybolup gidiyoruz.
Kendime soruyorum;
Bir tohum toprağa düştüğünde; karanlık ve nem onun için kurtulunması gereken bir engel midir?
Ya kelebek için kozası ?
Ya bebek için anne kanındaki karanlık, sıkışıklık?
Tohumlar dünyasında, tohum doktora gitse nemle karanlığı anlatsa, şikayetçi olsa bir antidepresanı hak eder miydi, ne dersiniz?
“Yaralarımı, başkaları iyileşebileceğini bilsin diye gösteriyorum."
Rachelle Nicol
Çalışmalarımın arkasından şifa ,iyileşme ve tedaviyle ilgili, “Canım kendime “ hatırlatmalarım;
1- Şifa sadece semptomları kaldırmakla değil, o semptomlara sebebiyet veren alttaki nedenleri idrak edip, o meselenin mesajını okumakla gerçekleşir.
Midesinde fazla asit salgılayan bir kişi,
Asidi bağlayan ilaçlarla iyileşirken,
Bununla birlikte hazmedemediği konularını farketmesi ve o travmalarını çalışması da şifalanmasını sağlar.
Kendime not;
…….olay bana neyi fark etmem için geldi?
Kaç yaşındaki Neslihan’ın içine attığı, çözmediği bir olay bugünü yarattı?
2- Kimi zaman iyileşme, bize ne kadar zor gelse de , ağrılı bir ameliyatla gerçekleşir.
Göcük altında kalan bir canın 😔, yaşaması icin, belki bacağının feda edilmesi gerekir.
Her şeye rağmen olayların bütününe bakıldığında kişinin hayatta kalması , hastalıktan kurtulması, saglığına kavuşması, yine bir iyileşmedir.
Sevgili Neslihan Çok sevdiğin Kızıldereli atasözünü hatırla;
“Zorluklar hediyeleriyle birlikte gelir, kişi zorluklara takılıp hediyeleri göremeyince, hediyeler arkasını döner ve gider”
Kendime not;
………olayın hediyeleri nelerdir?
Bunları görmemi engelleyen bütün sabit bakış açılarımı, kızgınlıklarımı, acılarımı serbest bırakıyorum,
Allahım ……olayın hediyeleri görmem için neler mümkün?
3- “Her şey zıddıyla bilinir."
İyileşme varsa muhakkak yanında hastalıklarda olacaktır.
Ve dualitede dengeye gelebilmek için yaşam sinüs eğrisi gibi inişleri ve çıkışlarıyla gelicek. Hep yükselişte hep pozitifte olamazsın, tüm sonuçlar senin istediğin gibi olamaz Neslihan!
Kendime not;
……. konusunun hakikatini görebilmek için hangi bakış açısına, hangi ilme ihtiyacım var?
Neyi idrak edemeyip, çözümsüz gördüysem hepsini serbest bırakıyorum, iyileşmeme engel olduğum her ne varsa yaratıldıkları tüm zamanlardan ileriye geriye doğru bütün zaman sürekliliklerinde yıkılmasını talep ediyorum.
4- Kadim öğretilerde ve tüm kutsal kitaplarda cennet acının, üzüntünün, kederin olmadığı bir yer olarak tarif edilmiştir.
Bu nedenle ölüm en büyük şifa olarak kabul edilir .
Hz Mevlana’nın Şeb-i Arus sevgiliye kavuşmak dediği gibi, Ölüm Kapsından geçerken bedene ait bütün bu duyguların yüklerini bırakmak, sorumluluklarımızdan azad olup, özgürleşmek aslında iyileşmektir.
Fakat ölümün yüzü soğuk, ayrılık acı olduğundan, ve bilinç dışımız ölümü terk edilmek gibi görünce bu büyük şifayı algılayamayabiliriz.
Neslihan, maddi manevi sahip oldugumuzu sandığımız şeylerde ölümlüdür. Eşyalarımız kırıldıysa, arabamız bozulduysa bizim için görevini tamamlayıp hayatımızdan çıkmıştır.
Göç ettiysek, arkamızda bıraktığımız mekanlar görevini bitirdiğinden, yerine yenisini doğurur.
“Kolun mu kırıldı? Üzülme belki Allah sana kanat takacaktır”
Hz Mevlana
Canım Neslihan, her kapanışla, eskiye bağımlılıklarımızı kırar, özgürleşip, yeni olana açılırız. Bu da yine bir şifadır.
Kendime not;
Hayatımda ölümlü olduğunu kabul edemediğim, hangi bağımlılıklara sahibim ?
Ne konuda böylesi bir şifayı red ediyorum? Ruhumun, nazikçe özümsemesini talep ediyorum.
5- Dünya okulunda her bir olay, insan, mekan bir öğretiyle bize gelir. Görevini bitirir ve gider. Hastalıklar da elbette ki…
Kendime not;
……. olay bana neyi öğretmek için geldi?
Durgun su yüzeyinin altında o kadar çok şey gizlidir ki; gizli sırlar ve gömülü hazine. Ama sakladığımız şeyi iyileştiremeyiz. Sessizleşip kendimize anlattığımız hikayeleri dinlemeyi bırakıp, bunun yerine bilgeliğimize sığındığımızda, savunmasız, açık ve özgün olma riskini almaya istekli olduğumuzda, yazılmayı bekleyen yeni hikayeleri hayal etmeye de başlayabiliriz."
Rebecca L. Brown
Ruhum gelen ilhamı takip ediyorum içimdeki ses “kutsal olanı oku! ” diyor. Hemen Kuran’ da geçen şifa kelimelerini araştırıyorum. Rehberliğiyle aydınlanıyorum.
Bal’a vurgu yapılıyor, bedene şifa
Gönüllerin ferahlamasına vurgu yapılıyor, ruha şifa
Doğru yolu gösteren rehberler’ den bahsediliyor, ve akla şifa
Ruh, beden ve zihin dengesiyle bir üçlü bir şifalanma sürecine işaret edildiğini, şifanın ağızdan aldığımız şeylerle, kalbi ferahlatan şeylerle, bilginin, yol göstericilerin rehberliğiyle geldiğini anlıyorum. Elbette ki Doğruyu ancak Allah bilir, yine O’ na sığınıyorum.
Efsanedeki kızı tekrar düşünüyorum, ve onun gerçek iyileşmesini
Başkalarının gözünden kendine bakmak yerine, sudaki aksinde kendi olduğu güzelliği görmesini,
Gördüğü güzelliği kabul edip, etrafına o enerjiyi yaymasını,
Ölümle burun buruna geldiği anda bakış açısının değişmesini,
Hayatındaki önem sıralarının güncellenmesini,
Hayatta kalmanın şükürüyle frekansının yükselmesini, düşünüyorum
Hepsi bir şifa olamaz mı? Siz ne dersiniz?
“İyileşme, daha iyi olmaktan çok, sen olmayan her şeyi - tüm beklentileri, tüm inançları - bırakıp olduğun kişi olmayla ilgili olabilir."
Rachel Naomi Remen
Siz hayatınızda ne olursa iyileşirsiniz?
Son olarak günün niyeti;
"Duygusal acılarımdan kaçmadan, yok saymadan, direnç göstermeden kendimi hissetmeye, kendimi kucaklamaya ve kendimi iyileştirmeye izin veriyorum.
Bildiğim, bilmediğim bütün rahmani kaynaklardan iyileşmeme rehberlik edecek kolaylaştırıcıları hayatıma davet ediyorum “
Not; Pamukkale fotografında hak ihlali düşünülmemiştir.
Sevgi ve Işıkla
Neslihan

