Sevgili Dostum Hoş Geldin…
Yaşamın eşsizliğini düşünürken buluyorum, kendimi. Her biri bambaşka renklerle gelen parçalara bakıyorum.
Bazen yemyeşil ovalarda, esen rüzgarlarla dolaşmak gibi ferahlatıcı,
Bazen dağlara tırmanmak gibi zorlayıcı,
Bazen bahar yağmurunun arkasından gelen mis kokudaki tazelik ve umut,
Bazen güneş gibi aydınlık,
Bazen masmavi sularda yüzmek gibi coşkuyla gelen.
Bazen fırtınadaki dalgalar gibi yıkıcı…. Tıpkı kalp ritmi gibi inişler, çıkışlar.
Tüm bunları düşünürken yaşamın bütün renklerini içene alan bir Neslihan’ı fark ediyorum, tebessümle. Diğer taraftan acıları, inişleri hiç sevmeyen, hatta olanları kabule geçemeyen Neslihan’i fark ediyorum.
O’nu izledikçe Don Kişot gibi meydan okuduğunu, geçmişten alacaklı, olanları var gücüyle değiştirmeye çalıştığını görüyorum.
Neslihan’lar filminin galasındayım adeta, gözlemliyorum. Kabule geçişini - geçemeyişini, duruşunu, incinmişliğini cesaretini, çabasını…
Her gün onları izlemeye devam ediyorum. Önceleri bunaltıyla başlamasına rağmen, kırılmış parçalarımı izledikçe, derin bir anlayışla gelen ferahlamaya dönüyor. Kalbimi tutsaklıktan özgürleştiren bir şeyler olmaya başlıyor ve gün geçtikçe iyileşiyorum. Eskidekiler güçlerini kaybediyorlar, galiba. İşte o anda, bu şifayı sana da anlatmaya niyet ediyorum.
Kendimi izlerken kendime olan şahitliğin şifasında….
Gerçekten kim olduğumuzu biliyor muyuz?
Kendimize- içimize dönüp hiç baktık mı?
Kendimizle randevulaşıp, kendimizi dinledik mi ?
Oyalandığımız işler olmadan (sosyal medya, gezmek, alışveriş,…) sadece kendimizle kaldık mı?
Daha da önemlisi buna cesaretimiz var mı?
Dostum, cesaret ettin ki burdasın, burdayız. Hayatımızda yapabileceğimiz belki en zor fakat sonucu en güzel keşfe hoşgeldin.
Seanslarıma, derslerime gelen dostlarımın hepsi, kendi kendini iyileştirme yolculuğunda olan güzel ruhlar.
Ve genellikle zorlu dönemlerde, onları özlerine götürecek çıkışı bulmak için gelirler, dünyama.
“Değiştirmek istediğim şeyler var …” derken;
Duygular, yaralı kalplerinden çıkar; dudaklarda kelimeler, seslerde titreme, gözlerde yaş olur, dökülürler.
Bizi derin uykularımızdan uyandırmaya gelen olaylar, bunları yaşadığımız ortamlar kişler, dışa yansıtma şekillerimiz farklı olsa da ortak bir payda buluşuruz, her zaman.
Yıllarca farkında olmadan yaşadığımız şeylerle yüzleşince belki biraz sarsılsakta, yalnız olmadığımızı biliriz, yolculuğumuzda.
Yolculuğumuzda Şifa Yapı Taşları - 1
Bilinçli farkındalık
Farkındalık, çevremizde dikkati çeken bir uyarıya karşı verdiğimiz cevaplardır. Ani bir fren sesine dönüp bakmamız, mesaj sesiyle telefonu açmamız, ses uyarıcısına karşı farkındalıkla gelen hareketlerdir.
Fakat dönüşüm için istediğimiz şey, tam olarak böyle bir farkındalık değildir. İhtiyacımız olan bilinçli farkındalıktır, aslında.
Bilinçli farkındalık; eskilerin tabiri ile süreci - olayı idrak etmektir. Olaylar sırasında neyi, niçin yaptığımıza ilişkin şuurlu hareketlerdir. Yargılama olmaksızın olaylardaki hikmeti de sezinlemektir.
Geçmişteki seçimleri neden yaptığını anlayan insan, altta onu yöneten akımlarını gördüğünde, onları sonlandırabilir.
Görmediği, bilmediği, anlamadığı durumu nasıl bitirebilir. Bu tıpkı hayaletlere savaş açmak gibidir.
Dersleri alınmış her olay, bizi bırakacaktır.
Derslerini almaya hazır mısın?
Yolculuğumuzda Şifa Yapı Taşları - 2
Otomatik Pilottan Çıkmak & Şuurlu Hareket
Çok sevdiğim bir tabirdir, otomatik pilottan çıkmak. Bana ait bir tanımlama olamamakla birlikte sıklıkla kullandığım bir metafordur.
Bildiğiniz üzere;
Otomatik pilot, uçuş planını takip eden bir sistemle uçakların ya da araçların rotalarını belirli şartlarda devam ettirmesidir. Ona yüklenen ve daha önceden bilinen bir talimatla, yazılımla…
Zihin de harika bir yazılım merkezidir. Yaşanmışlıklarla, elde ettiği bilgilerle karalar alır, duygularla- düşüncelerle inançlar geliştirir. Yazdığı kodlarla rotalar oluşturur. Bizi otomatik pilota alır ve bildiği rotada güvende tutar. Ta ki, kişi yeni bir rota belirleyene dek.
Rotalar sanmayın ki her zaman bizim için en iyisidir, ișimize yarar. Kendi dünyamızın algısında, O yaşlarda, en iyi olduğunu düşündüğü yoldur. Başka bir ifadeyle o şartlarda bulduğu en iyi yoldur.
Hastalandığında annesinin şefkatini hisseden çocuk hastalıkla, sevgi arasında bir bağ kurar ve o yaş için bir rota çizer;
“Sevildiğimi hissetmek için hastalanmalıyım.”
Çevremde pek çok yaşlı insanın, evlatlarının ilgisi için hastalıktan beslendiklerini yani bu inancı hala devam ettirdiklerini üzülerek söyleyebilirim.
Otomatik pilottan çıkmak, şimdiki ana odaklanıp, gücü eline almak bir süreçtir ve Bu süreç, farkındalıkla başlar. Bilgi ve sabırla çalışma gerektirir.
Maalesef çoğu insan, bu bilgiye ya da sabra sahip olmadığından değişimi istese de gerçekleştiremez. Öğrenilmiş davranışlarla yaşamaya devam edip, gider.
Otomatik pilottan çıkmaya hazır mısın?
Yolculuğumuzda Şifa Yapı Taşları - 3
Yazılımcı Kim? & Nasıl yazıyor? & Rotalar Nasıl Belirleniyor?
Yazılımı yapan, kodları yazan az evvel ki örneklerde de olduğu gibi bizim geçmiş versiyonlarımız – benliklerimizdir;
Kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazar,
5 yaşında köpekten korktu ise; köpek tehlikelidir kodunu,
Ebeveynlerinden kopyalayarak yazar,
Anne öfkelendiğinde ancak aile üyeleri onu duyuyor ve isteklerini önemsiyorsa, isteklerimin olması için öfkelenmeliyim kodunu,
Çevresindekilerden görerek yazar,
Kavgacı bir mahallede büyüdü ise hayat mücadeledir, zordur kodunu yazabilir.
Bir olaya ilişkin herkes kendi perspektifinden sonsuz olasılıkta kodlar yazar. Örnegin; kavga olan bir yerde kiși, sakin kalmayı da seçebilir. Sonsuz olasılıkta ve kendine özgü kodlar…
Kendi kodlarını güncellemeye hazır mısın?
Yolculuğumuzda Şifa Yapı Taşları - 4
Kodlar-düşünceler, domino taşları gibi birbirine bağlıdırlar. Ayrıca inanılmaz hızlarda hareket ederler. Çoğu zaman onların hızlarına yetişemeyiz bile.
Yemek pişirirken, ya da araba kullanırken aklımıza binbir turlu sey gelir. Bir anıdan başka bir anıya oradan başka bir yere sıçrar dururuz. Alakasız bir anda bu anıların peş peşe gelmesi saçma bile gelebilir. Fakat saçma degildir. Aksine bu düşünceler arasında zihnin kurduğu görünmez bağlar vardır. Bu görünmez bağları görünür yapmanın yolu da düşüncelerimizi izlemektir.
Düşünceleri İzlemek için;
Kendimizle baş başa sesiz bir ortamda,
Gözlerimizi kapatıp,
Gelen düşünceleri her hangi bir yorum yapmadan izlemeyle başlarız.
Burada amaç düşünceleri izledikçe farkında olmak, farkında olduğumuz şeylerden ayrışmak ve gücü kendimizde toplamaktır. Özel bir çabaya gerek de yoktur.
Her gün yapılan bu çalışmalar farklı disiplinlerde farklı şekillerde uygulanabilir. Yollar farklı olsa da özde hepsi idrakle gelen şifaya çıkar.
Düşünceleri izlerken;
Ne geliyorsa yargısız bir alanda sadece izlemek,
Belki bir halimizi defalarca izlemek,
Her izlediğimizde daha derinde belki bir öncekinde görmediğimiz daha derinlere bakmak,
Baktıkça anlamak,
Anladıkça, oradaki her șeyden özgürleşmek,
Özgürleştikçe gelen düşüncelerin yavaşlamasına izin vermek,
Düşünceler yavaşladıkça, zihni bulandıran karmaşaları düzenlemek,
Zamanla iki düşüncenin arasında boşluklar oluşturabilmek,
Oluşan boşluklara girebilmek, bu kabiliyetimiz artıkça yeni gelen düşüncelerin oluşmasında gücü elimize almak,
Gücü elimize aldıkça, seçim iradesinin hakkını verebilme deneyimlerini yașayabiliriz.
Unutmayalım! Her yolculuk kişinin kendi eşsizliğinde ilerler. İhtiyacı olan her neyse ondaki şifayla…
Günün Sorusu
Bugün, dünden daha iyi bir ben olabilmek için, daha evvel hiç fark etmediğim ve beni daha ileriye taşıyabilecek hangi olasılıkları görüp, seçebilirim ?
Sevgi ve ışıkla
Neslihan

