Efsaneye göre, Olimpos’ta bir kadın yaratılır: Pandora.
Adı ona boşuna verilmemiştir. “Pan — her şey”, “doron — armağan”.
Pandora, “her şeyle donatılmış olan”dır.
Ona güzellik, zarafet ve söz yetisi verilir, merak fısıldanır kulağına, duyguları derinleştirilir kalbine. Pandora yalnızca güzel değil; hisseden, soran, arayan bir varlıktır.
İnsan dünyasına gönderilirken eline bir kutu verilir ama içindekiler söylenmez. Bakılması yasaktır.
Ve Pandora uzun süre kutuya dokunmadan yaşar. Kutu hep oradadır: sessiz, kapalı ve soru uyandıran.
Pandora’nın merakı çok büyüktür; kutunun içinden neler çıkacağını merak eder, bir gün dayanamaz ve kutuyu açar.
Kutudan bir anda kötülükler, acılar, hastalıklar ve sıkıntılar dünyaya yayılır. İnsanlar bundan etkilenir; yaşam artık eskisi gibi kolay değildir. Fakat Pandora kutuyu kapattığında tek bir şey geriye kalır: o da umut.
Bu umut, insanların zorluklarla başa çıkmasını sağlayacak, yeniden güçlenmelerine imkân verecek bir armağandır.
Bu yüzden Pandora’nın kutusu deyince akla yalnızca felaketler değil, karanlıkların arkasından gelen aydınlık “umut” gelir.
İnsan acı çeker. Ama yine de ayağa kalkar. Çünkü içinde, ne olursa olsun sönmeyen bir şey vardır. Umut…
Sevgili Dostum
Pandora’nın hikâyesi, çok sevdiğim defalarca farklı bağlamlarda kullandığım, insanın kendine bakma cesareti ile harika bir sembol.
Pandoranın Kutusu… Kutudan Taşanlar, Bedende Kalanlar
Hepimizin içinde bir kutu var; öyle değil mi! Kimseye açmadığımız, hatta bazen kendimize bile yasakladığımız bir kutu…
İçinde söylenmemiş sözler, sırlar, tutulmamış yaslar, bastırılmış öfke, çocuklukta yarım kalmış duygular var;
“Oraya bakma.” “Geçmişi kurcalama.” “Burnunu her şeye sokma, icad çıkarma!! ”
Tüm bunların hepsi ve daha fazlası beden kutumuza saklandırlar. Ve bir gün, mutlaka açılacaklar. Kimimiz için adı; hastalık, sıkıntılar olarak belki çoktan açıldılar. Ama unutma kutuda her zaman umut da var.
Bugün, seninle bedenimizin görünmez bir kutusunu umutla aralıyoruz. Kilomuz…
Pandora’nın Kutusu, Kilo ve Bedenin Fısıltısı
Kilo çoğu zaman, tartıda gördüğümüz sayılarla ve bedenle ilişkilendirilir. Fakat kilo, bedenin taşıdığı bir hafızadır, irade eksikliği değil, ruhun yükünü taşıma şeklidir.
Yediğimiz şeyler kadar, yiyemediklerimiz, söyleyemediklerimiz, tutamadığımız sınırlar ve bastırdığımız duygular da bedende ağırlık olarak birikir.
İşte tam bu noktada kendimizi korunmak için beden devreye girer. Duygusal boşluğu doyurma çabası ile fiziksel ihtiyaçları dışında yemek yemeye başlar. ve der ki:
“Bir şey hissettiğimde, yemek beni sakinleştiriyor.”
“Bu kadar duyguyu tek başıma tutamam.”
“Beni inciten dünyaya karşı kendimi korumam, güçlü durmam lazım.”
Sonuç olarak beden genişler, bir şekilde hayata tutunur. Bu bir zayıflık değil, sinir sisteminin öğrendiği bir regülasyon yoludur.
Kilomun Bana Anlattığı Bilinçaltı Mesajları
Korunma ve Güvenlik
Özellikle çocuklukta: eleştirilmiş ,utandırılmış, güvende hissetmemiş isek;
“Zayıflarsam incinirim.” “Görünür olursam zarar görürüm.” “Güvende değilim.” inancları gelişir.
Bilinçaltı için kilo;
Görünmez olma
Dikkatten korunma
Hayata karşı zırh oluşturmadır.
2.Sınır Koyamama
Kilo, çoğu zaman “hayır” diyemeyen bedenin evet demesidir.
“Hayır demeyi bilmiyorum.”
Başkalarına:
Fazla veren
Fazla yüklenen
Kendini unutan
kişilerde beden, taşınamayan yükü fiziksel olarak taşımaya başlar. Yani; Bastırılan sınırlar bedende tutulur.
Anne – Beslenme – Sevgi Bağı
Psikanalitik ekollerde yeme, ilk bağlanma figürü olan anneyle ilişkilendirilir.
Sevgi = beslenme olarak kodlandıysa:
Sevgi eksikliği → yeme isteği
Duygusal açlık → mide açlığı gibi hissedilir
Bu yüzden diyette zorlanır. Çünkü beden yemek değil, sevgi aramaktadır.
Yalnızlık
Yalnızlık, bedende doluluk ihtiyacı yaratır.
Bilinçaltı için kilo:
Boşluğu doldurma
İçsel sessizliği bastırma
“Kimse yokken ben buradayım” deme halidir.
Yemek, bir süreliğine eşlik eder. Ama yalnızlık doymaz.
Değersizlik
“Kendim için yer kaplamaya değer miyim?”sorusunun bedensel karşılığı bazen kilodur.
Bilinçaltı der ki:
“Değerim yok ama varlığım fark edilsin.”
“İçim boş ama bedenim dolu olsun.”
Kilo burada bir çelişkidir: Hem görünmek ister, hem saklanmak.
Terk Edilme Korkusu
Kilo, terk edilmemek için bilinçaltı bir tutunma olabilir.
“Beni böyle bırakmazlar.”
“Böyle daha güvendeyim.”
“Giderlerse dayanamayabilirim.”
Beden, gitmeyi değil kalmayı seçer. Ağırlık burada bağlanma çabasıdır.
Güvensizlik
Hayata, insanlara ya da kendine duyulan güvensizlikte beden:
Kendini genişletir
Sertleştirir
Ağırlıkla yere tutunur
Kilo bir nevi şunu söyler:
“Düşersem tutacak bir şeyim olsun.” “Kontrol bende olsun istiyorum.” “Yavaşlamaya ihtiyacım var.”
Hayat kontrolden çıktığında beden tutulur. Kilo kimi zamanda hayatı durdurma çağrısıdır.
Bastırılmış Öfke
Söylenemeyen sözler, yaşanamayan tepkiler, yutulan duygular…
Öfke dışarı çıkamazsa, içeri çöker. Ve beden onu taşımaya başlar. Kilo burada bastırılmış enerjidir. Hareket edemeyen bir güçtür.
Sevgi Eksikliği
Sevgi gelmediyse, beden kendi kendini doyurmaya çalışır.
“Duygularımı yiyorum.”
Sarılma yoksa → yeme
Şefkat yoksa → doluluk
Kabul yoksa → kilo
Ama beden bilir: Bu eksiklik yemekle kapanmaz. Açlık fiziksel değil, duygusaldır.
Spiritüel Perspektifte Kilo
Topraklanma ihtiyacı
Hayatta güvende hissetme arzusu
“Bu dünyada yerim var mı?” sorusu ile ilişkilidir
Bazı kişiler için kilo:
Dünyaya tutunma biçimi
Travma sonrası “bedeni bırakmama” hali
Ruhun bedeni terk etmemek için ağırlık oluşturmasıdır.
Beden der ki: “Gitme. Buradayım. Dayanıyorum.”
Beden Kiloyu Ne Zaman Bırakır?
Beden anlaşıldığında bırakır. Savaş gördüğünde değil. Çünkü bedenler bizim düşmanımız değildir.
Madem “Kilo” bize bir şey anlatıyor ve biz onun ne hissettiğini duymaya hazır olduğumuzda, O’da çözülmeye başlar.
Sorulabilecek bilinçaltı soruları:
Bu kilo beni neyden koruyor?
Zayıflarsam ne olur?
Ne hissetmekten kaçıyorum?
Kime ya da neye sınır koyamıyorum?
Pandora’nın Kutusu Egzersizi (Duygusal Yeme Çalışması)
Sessiz bir ortamda elini kalbine koy ve şunu hayal et: İçinde bir kutu var. Onu açmana artık izin var.
Kendine sor:
Son zamanlarda en çok neyi yuttum?
Hangi duyguyu hissetmekten kaçıyorum?
Yemek yediğim anlarda aslında neye ihtiyaç duyuyorum?
Kilo bana neyi taşımam gerektiğini düşündürüyor?
Cevapları yargılamadan yaz. Bu bir teşhis değil. Bu bir tanışma.
“Kilo Hafızası” Çalışması
Olaylar sırasındaki negatif duygular bedendeki yağ hücrelerine depo edilir. Ayrıca zihin, kilo ile bastırılmış - işlenmemiş duyguları ilişkilendirir.
Ve bizi koruyan sistem tekrar o kilolara inip, yeniden o travmaları yaşamamızı istemez. Sonuç olarak; güvenli bulduğu kilolarda bizi tutar.
Eski fotoğraflara bakın, ve kilonuzla ilgili duygu ve düşünceleri hatırlayın.
Hangi olaylar, hangi yorumlar sizi etkiledi?
Bu duyguları gözlemleyin.
Küçük bir kutu veya kavanoz alın. Gözlemlediğiniz; kilo ile bağlantılı bir duygu veya anıları küçük kağıtlara yazın.
Örneğin: “Yeterli değilim” / “Sevilmeye değer değilim” / “Onay bekledim”
Kağıtları kutuya koyun ve şöyle söyleyin: “Bu duyguları fark ettim, artık onları taşımak zorunda değilim.”
Kutuyu kapatın, bir köşeye bırakın veya sembolik olarak gömün.
Bu çalışma, kiloya yüklenen duygusal ağırlığı somutlaştırır ve serbest bırakmayı kolaylaştırır.
Pandora’nın Umudu ve Kilo ile Şefkat Meditasyonu
Pandora kutunun içindeki tüm kötülüklerin çıkmasına izin verip, kutuyu kapattığında içeride kalan tek şey umuttu.
Bizim hikâyemizde başlangıçlar zor olabilir ama umut şudur:
Kilo bir hata değil, bir işarettir. Ve her işaret, fark edildiğinde görevini tamamlar ve ayrılır.
Rahat bir pozisyon alın, gözlerinizi kapatın. Bedeninizde kilolu hissettiğiniz bölgeye odaklanın.
İç sesle şunu söyleyin: “Seni yargıladıysam özür dilerim, lütfen beni affet, seni anlıyorum, mesajlarını okumaya niyet ediyorum ve sana şefkatle bakmayı seçiyorum.”
Nefesle birlikte bu şefkati hissedin, bütün bedene yayın. Suçluluk ve utanç duygusu gibi gelen duyguları nefes verirken dışarı atın.
Günün Niyeti
Bugün umudu seçiyorum;
Bedenimin yükünü sevgiyle hafifletmeye, Bedenimi düzeltmeye değil, onu anlamaya,
Duygularımı bastırmak yerine hissetmeye,
Açlığımı susturmak yerine anlamaya,
Kendimi küçültmek yerine sınır çizmeye niyet ediyorum.
Sevgi ve Işıkla
Neslihan

