"İnsanları sarsan olaylar değil, onlara ilişkin görüşleridir."
Epiktetos
Stoacı bir felsefeci olan Epiktetos’ un bilgeliğiyle bize akan bu düşünce , Bilişsel davranışçı terapi de dahil olmak üzere bir çok tekniğe ilham olmuştur.
“ İnsan bir olay yaşar, onu yorumlar, ardından yoruma karşılık gelen duygusal bir karşılık verir” bilgisinde, dikkatinizi yorum kelimesine çekmek istiyorum, çünkü oldukça subjektif ve göreceli bir kavram olan yorum, tepkilerimizin kaynağı olarak, olaydan daha etkili bir şekilde karşımıza çıkıyor.
Gündelik hayatta neleri nasıl yorumladığımızı ve tepkilerimizi gözlemlersek; istediklerimiz olmayınca kızan, tam tersi istedikleri olunca da mutlu olan halimizi, öfkeli - neşeli, gülen- ağlayan hallerimizi yakalayabiliriz, sanıyorum..
Bu hallerin yanında son zamanlarda özellikle ülkemizdeki depremle gelen ölüm ve ölüm korkusuyla ilgili çalışma yapmak isteyen güzel ruhlarla karşılaşıyorum. Kendi hayatımda da çok sevdiğim birini yakın bir zamanda kaybedince ölümle gelen süreci, duyguları çok derinden yaşadım.
Yine geçen haftalarda annesini yeni kaybeden bir dostumla seansta, “çocuklarım için güçlü olmaya çalışıyorum, Neslihan. Kendimi bırakmıyorum” cümlesinden yola çıkarak, güçlü olmaya yüklediğimiz anlam üzerinde çalışma yaptık.
Neydi güçlü olmak?
Annesi vefat etmiş bir insanın yasını tutması güçsüzlük müydü?
Güçlü olma tanımını, kime neye göre belirlemiştik?
Hemen arkasından gelen başka bir soru;
Nasıl sağlıklı yas tutulabilir?
Çalışma sırasında; güçlü olmak diye tanımladığı, duygularını bastırmak hatta yok sayma halini, sağlıklı yas tutmak tanımıyla güncellediğimizde , sevgili arkadaşımın, güçsüz olmak, iyi anne olmak tanımları da otomatik olarak değişti ve annesinin yasını tutarken de çocuklarına en yüce şekilde annelik yapabileceğini idrak etti.
Başka bir örnekse, yakınlarda dinlediğim çok çarpıcı bir olaydan; hırçınlaşan ,sürekli kavga çıkarmaya başlayan küçük bir çocukla ilgili.
Aileye sorduğum ilk soru; 6-7 yaşlarındaki çocuğa ne olmuş olabilir ki bu kadar agresif hale gelsin? Hayatında değişen ne oldu?
Olayları biraz araştırınca, çocuğun dedesini 2 ay önce kaybettiğini ve ölüm ne demek anlamaya çalışırken, annesinin “yavrum deden çok güzel bir insandı, Allah iyileri yanına alır, cennetine koyar ” cümlesiyle;
İyiler ölür, kötü olursam ölmem,
Allah beni sevmezse ölmem,
Kötü olanlar hayatta kalır,
gibi tamımlamalarla kötü olmaya karar verdiğini anladım.
Onun, o küçük dünyasındaki olay- yorum ve tepki sıralamasını anlamak ve sonrasında farkındalık, şifalanma sürecini getiren şey oldu.
Her olayda, bir dedektif gibi merakla insanları dinlemeyi, dinlerken bağlantıları yakalamayı, satır aralarında söylenmeyenleri sezinlemeyi , olaya yüklenen anlamları bulmayı ve ardından gelen iyileşme sürecini gözlemlemeyi tarif etmesi çok zor, ama yaşadığım en derin, en muazzam duygulardan biri diyebilirim size. Şükürler olsun, biraz daha lütfen ..
Artık biliyoruz ki, olaylara ilişkin görüşlerimizi-düşüncelerimizi değiştirerek, duygularımızı da değiştirebiliriz.
Olasılıkları görebilmek ya da hibrit düşünce modelleri konusunda kendimizi geliştirmek inanıyorum, daha kaliteli, daha dengeli bir hayatı yaşamamızı da kolaylaştıracaktır.
Son olarak günün niyeti;
Zor dediğimiz, yok canım nasıl değişecek dediğimiz, 7 sinde neyse 70 inde de o olur deyip yanılgıya kapıldığımız, ne varsa hepsini serbest bırakmaya, kolaylıkla o konuların hakikatini idrak edip dönüştürebilmemize niyet ediyorum.
Sevgi ve ışıkla,
Neslihan


❤️❤️❤️
🙏💞💐