Yaşlı bir kızıldereli torunu ile otururken, az ileride birbirleriyle boğuşan iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden bir beyaz diğeri ise siyahtı.
Çocuk kendini bildi bileli bu köpekler hep dedesiyle birlikteydiler. Dedesi bu köpekleri hep yanında tutar, onlardan hiç ayrılmazdı.
Evi korumak için bir tane köpek yeterliyken, ikinci köpeğe neden ihtiyaç olduğunu, renklerinin neden özellikle siyah ve beyaz olduğunu anlamak isteyen çocuk, bir gün dedesine sordu;
- “Dede; neden iki köpek ve neden özellikle siyah ve beyaz?”
Yaşlı reis, bilgece;
– “Onlar” dedi, “benim için iki simgedir evlat.”
– “Neyin simgesi” diye sordu çocuk.
– “İyilik ile kötülüğün simgesi. Tıpkı bu köpekler gibi içimizde de iyilik ve kötülük sürekli mücadele edip dururlar. Ben de onları seyrettikçe bunu hatırlarım”
Çocuk mücadele varsa kazananı da olmalı diye düşünerek yeni bir soru daha sordu;
—“Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?”
Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.
– “Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem!”
İçimizdeki İyilik - Kötülük Mücadelesi ve Denge
Hikayeyi yazarken çok sevdiğim, her seferinde başka bir bakış açısıyla yeniden öğrendiğim yin yang felsefesi çağrışım yapıyor, zihnimde. Dengenin, bütünleşmenin, zıtlıklar içinde varlığın en güzel yorumu.

İki yarımdan bir tanesi olan yin karanlık ya da gölge, yang ise aydınlık ya da güneş…
Bir diğerini yok saymadan, yok etmeden varlığında güçlenmek, kabulde oluş ve zenginleşme hali
Tıpkı kadın ve erkek gibi iki zıt şeyin birbirini tamamlaması ile gelen hayat.
Hayat ve İnsan
Kendimi bildim bileli iyi bir insan olmaya gayretle yaşadım. Hep doğru olanı yapma niyetiyle nefes aldım.
Yıllar geçtikçe geçmişin doğruları belki yanlış oldu, fakat o an şartları içinde doğru olan neyse onu yapmaya çalıştım.
Bunun yanında karanlık yanlarımı yok saydım, “arkadaşım ne kadar kıskançsın dediğinde, en güçlü itirazlarla direnç gösterdim. O duyguyu kendime yakıştıramdım.
Hayranlıkla takip ettiğim insanları, sevdiklerimi hiç hata yapmaz sandım. Sandım ki; ya iyi olursun ya da kötü. Yanıldım…
Büyüdükçe anladım…
İnsan;
Hem iyi hem de kötü olabiliyormuş, o bir bütünmüş.
Aydınlık yüzü olduğu kadar karanlık tarafları da olabiliyormuş.
Aydınlık tarafı ile karşılasınca sevdiğimi söylediğim insanın aslında bilmediğim karanlık tarafları da olabiliyormuş.
Tam tersi, karanlığı ile karşılaşınca sevmediğim, kötü dediğim bir durumun güzellikleri de onunla beraber gelebiliyormuş.
Ancak bu dünyadan ayrıldığında cennet ve cehennem adıyla tarif edilen ayrışmalar içinde, boyut değiştirdiğinde, salt iyiliği ve de salt kötüyü yaşayabiliyormuş.
İyi bir insan olma arzusu , aslında ruhunun bildiği ve ait olmak istediği yere bir özlem, ötelerde cennet diye tarif edilen iyiliğe, huzurla görevini yerine getirme haline çekilme enerjisiymiş.
Madem zıtlıklar mayasıyla oluşan dünyada, onun misafiri insan da karanlık ve aydınlığı bir arada yaşıyor, ve kendini dengeleyemediği alanlarda da uçlara çekiliyor.
Gelin Kadim bilgelikte yer alan ve insan olma vasıflarına ilişkin öğütlerden kendimize yönelik de dersler çıkaralım.
Doğruluk
Kendi doğrularımızı gözden geçirebilir, kaçmadan, dürüstlükle onlarla yüzleşebiliriz.
Kendimize karşı dürüst olup eylemlerimizin sorumluluğunu üstlendiğimizde, yaptığımız hatalara, öğrenme alanımız olarak bakıp kendimizi affetmeye başlayabiliriz.
Ve başarısızlıklarımızı örtmek adına söylediğimiz yalanlardan özgürleşebiliriz.
Yardımlaşmak
Kendimizi feda ettigimiz alanlardan özgürleşip, verici olduğumuz kadar almaya, desteklenmeye alanımızı açabiliriz. Kendimize merhametle, nezaketle davranmayı seçebiliriz.
Adil olmak
Başkalarıyla kıyaslayarak adil olmayan yargılamalardan, eleştirilerden kaçınabiliriz.
İyi ve Doğru olmak
Kendimiz için doğru olanı , en güzelini en iyisini seçebiliriz. İyi ve güzel olana layık olduğumuz, yaradanın o eşsiz güzelliklerine doğuştan hakkımız olduğu bilincini müteşekkir bir kalple kabule geçebiliriz.
Emanete riayet etmek
Ruh ve beden, zaman… emanetlerini hakkıyla kullanabiliriz. Emanetlerini koruyan emin bir insan olabilmek için niyet edip, ilimle o doğrultuda hareket edebilir, boş ve faydasız şeylerden uzaklaşabiliriz.
Sabırlı olmak
Değişim ve dönüşümün için gerekli zamanı kendimize verip, sabırlı olabiliriz. Olaylara veya durumlara bir başka açıdan bakabilmeyi geliştirebilir, yolda olmanın heyecanını yaşayabiliriz.
Sözünde durmak
Ruhumuzun sözleştiği hayat amaçlarımızın farkında olmak ve onları gerçekleştirmek içinde maximum gayreti gösterebiliriz.
Cimrilik
Kendimize cimri olduğumuz konularda cömertliği öğrenebiliriz. Yaradanın yarattığı en eşsiz, biricik tasarımı olarak kendimize değer verebilir ve yeryüzündeki bolluğu talep edebiliriz.
İftira - Yalan söylemek
Yapamam, beceremem….iftiralarından, kendimize söylediğimiz yalanlardan kaçınabiliriz.
Kibir
Herseyi kontrol etme çabasında olduğumuz alanlardan, güçlüyüm yanılgısıyla her şeyi biz yapıyoruz duygusundan, kaygı ve endişelerle girdiğimiz egosal çatışmalardan kaçınabiliriz. Kendimizi bilme haliyle Yaradanın büyüklüğü karşında dengelenebiliriz.
İsraf
Sorumlu olmadığımız alanlarada baskalarının yüklerini üzerimize alarak israf ettiğimiz enerjimizi, kendi sorumluk alanlarımıza yönlendirebiliriz.
Günün niyeti ;
Görmediğim ya da görmek istemediğim,
Beğenmediğim, red ettiğim özelliklerimi, Her bir deneyimimi
Yargılamadan, Sevgiyle yüzleşerek,
Onları kucaklayarak,
Geçmişe küsmeden,
Geçmişten alacaklı olmadan,
Öğrendiğim erdemlere çeviren bakış açılarıyla,
Aydınlanmaya niyet ediyorum.
Uyanış Hoşgeldin
Sevgi ve Işıkla
Neslihan
